
Bismillahirrahmanirrahim.
Elhamdülillahi Rabbil Alemîn..
Vesselâtu vesselamu alâ Resûlina Muhammedin ve alâ âlîhî ve sahbihî ecmaîn!
Rabbişrahlî sadrî. ve yessir lî emrî. vahlül ugdeten min lisânî. yefgahû kavlî.
Bugünkü dersimizin konusu Üç Aylar. Bilindiği üzere çok güzel manevi bir mevsime yaklaşıyoruz. Üç aylar yaklaşıyor ve bizler için aslında kaçırılmayacak fırsatlar geliyor. Bu ayları en güzel şekilde geçirebilmemiz için bazı hakikatleri hatırlamamız gerekiyor. Bilgilerimizi yeniden hatırlayalım, tazeleyelim ki önümüzdeki üç ayları hakettiği gibi karşılamaya gayret edebilelim.
Derse Üstad’ın bir mektubuyla başlayalım.
Beş günden sonra çok mübarek ve çok sevaplı ibadet ayları olan şuhûr-u selâse gelecekler. Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar.
Şuâlar
Zaten Rabbimiz sonsuz rahmetiyle, keremiyle, merhametiyle bizlere normal zamanlarda yaptığımız ibadetler için en az on sevap veriyor. Tabi bu durum kişinin ihlasına göre değişebilir. Ama bazı zamanları, diğer zamanlara üstün ve özel kıldığı için bu sayı artıyor. İşte bu sayının artarak Kadir Gecesinde zirveye ulaşacağı günlere girmek üzereyiz. Bugünleri hakkıyla değerlendirmemiz gerekiyor. Bu durum biz ehl-i iman insanları çok yakından ilgilendiren bir mesele. Aklı olan, nasibi olan bu fırsatı kaçırmamak için çabalar.
Bizler iman eden insanlar olarak şöyle düşünelim: Bizim gayemiz Rabbimizin rızasını kazanmaktır. Rızasını kazanmaya çalışıyoruz ve cennetini istiyoruz. Bu dünya hayatı, imtihan yurdu ve zorlu hayat bizim için fani, geçicidir. Buraya ait işlere fazla değer ya da kıymet vermiyoruz. Bizim önceliğimiz her zaman Ahiret hayatı, cenneti kazanmak, sonsuz-ebedi olanı kazanmak gibi ulvi hedeflerdir.
Bu dünyadaki en fazla 90 yıllık bir ömür için bile bu kadar sınavlara giriliyor, belki uykulardan feda edilip derslere çalışılıyorsa -ki fani bir ömür için yapılıyor.- Hâlbuki bu bâki hayatımızı, ebedi yurdumuzu ilgilendiren bir mesele, orayı kazanıp veya kaybetmek gibi bir mesele. Üstad diyor ya,
Böyle dehşetli bir asırda, insanın en büyük meselesi imânı kurtarmak veya kaybetmek dâvâsıdır.
SÖZLER
Bu meseleler bizim için hayati meseleler ve Rabbimiz bizim kazanmamızı bizden daha çok istiyor. Bizim cennetine girmemizi bizden daha çok istiyor, bizi affetmeyi; bizim affedilmeyi istememizden daha çok istiyor ve dolayısıyla bizlere böyle fırsatlar sunuyor.
Diğer peygamberlerin ümmetlerinin ömürlerini düşünelim, 1000 yıl yaşayan ümmetlerin olduğunu biliyoruz. Bizim ömrümüz ise çok kısa, ortalama 50-60 yıllık bir ömrümüz var. Bu ömrün de acaba ne kadarıyla ahiret hayatı için çalışıyoruz? Rabbimiz rahmetiyle ve merhametiyle bize öyle güzel vakitler vermiş ki, az bir şeyle çok fazla mükâfat kazanıyoruz. Hakikaten kaçırılmayacak bir fırsat. O yüzden bu vakitleri çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Normal zamanlarda Rabbimiz zaten 1 e 10 veriyor. Sen 1 sevap işliyorsun 10 tane yazıyor. Ama 3 aylar girdiğinde mesela Receb’te bu 100 e çıkıyor. Sen Kur’an-ı Kerim okuduğunda her harf için 10 sevap kazanırken Receb ayında 100 oluyor, Şaban’da 300 e çıkıyor, Ramazan’da ise 1000 lere çıkıyor. Kadir gecesinde ise 30 binlere ulaşıyor. Üstelik bu sadece Kur’an-ı kerim harfleri için geçerli değil. Bütün iyilikler, haseneleri için düşünelim. Yaptığımız her amel 1 e 100 ile çarpılacak. Şimdi Receb-i i Şerif’e yaklaşıyoruz. Heybemizi ne kadar doldurabilirsek, ne kadar kazanabilirsek bizim için kârdır.
Bu pekçok uhrevî faideleri kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâseyi böyle bire on kâr veren medrese-i Yusufiyede geçirmek, elbette büyük bir kârdır. Ne kadar zahmet çekilse ayn-ı rahmettir.
Şuâlar
Rabbimiz bu aylarda 80 yıllık ibadet sevabı yazıyor üstelik 80 yılın da tamamını ibadetle geçirmişiz gibi sevap yazıyor. Düşünelim. Bizler 80 yıl yaşasak bile bu ömrün tamamını Allah’ın rızası dairesinde ve ibadet halinde geçirmemiz mümkün mü? Değil ama Rabbimiz bize 90 günlük manevi, feyizli, bereketli üç ay bahşetmiş.
Büyüklerimiz Üç aylar girdiğinde “Yatağı-yorganı bir kenara bıraktık.” derlermiş. Üç aylar girince uykuyu sadece ihtiyacımız kadar almalıyız. Bizler kendimizi bahaneler ile kandırıp ihtiyacımızdan daha fazla uyuyoruz. Aynı şekilde yemekte de böyle. İbadete güç bulacak şekilde ihtiyacımız kadarını alıp bu vakitleri daha çok ahirete yönelik geçirmemiz gerekiyor. Dünya hayatına biraz daha mola verip, daha çok ahirete çalışmamız gerekiyor. Bu aylarda her şey arttırılmalı. İbadetlerimiz, affetmelerimiz, hüsn-ü zanlarımız artmalı. Bizlerde güzel olan ne varsa artmalı.
Eksiklerimizi, kusurlarımızı fark ederek bunları gidermeye çalışmalıyız. Bu ay her müslüman için apayrı bir önem taşıyor. Çünkü kendimizi yenilememiz için çok iyi bir fırsat.
Biz neden bu kadar ilim öğrenmeye çalışıyoruz? Neden okumaya gayret ediyoruz, sürekli buralarda olmaya çalışıyoruz? Asıl meselemiz a’lâ-yı illiyyîn ve esfel-i sâfilîn meselesi. Rabbimiz bizleri yaratılış olarak bütün varlıklardan üstün yaratmış. Bizler eğer O’nun rızası dairesinde, fıtratımız üzere yaşarsak a’lâ-yı illiyyîn yani en yüksek mertebeye çıkmış oluyoruz. Ama tam tersi olursa bu kadar meziyetleri ve cihazatı israf etmiş oluyoruz. Vazifemizi yapmadığımız için esfel-i sâfilîn mertebesine düşüyoruz.Yani aşağılarında aşağısı. Hayvandan dahi aşağı bir vaziyet. Meselemiz insan olmak değil mi? İnsan olmaya çalışıyoruz. Allah’ın katında gerçekten değerli bir mertebede olmaya çabalıyoruz. Kulluk vazifemizi yapmaya çalışıyoruz. Bu üç aylar kendimizi a’lâ-yı illiyyîn mertebesine çıkarabilmemiz için de çok iyi bir fırsat. Bu durumda herkesin kendisiyle muhasebe edip eksik ve kusurlarını görüp tespit etmesi gerekiyor. Şeytan bize kusurlarımızı göstermek istemiyor, başkalarının kusurlarını görmeye daha meyilliyiz. Önümüzdeki Üç Aylarda kendi nefsimizi muhasebe edip, kendi kusurlarımızı görüp ve hatalarımızı ve eksiklerimizi gerekirse yazarak, üzerine düşünerek düzeltmek istediğimiz ne varsa -ki çok eksiğimiz, noksanımız, kusurumuz var- bunları değiştirme kararı alıp başladığımızda daha iyi bir seviyeye gelmemize Allah yardım edecektir.
Recep ayının tövbe ve istiğfar ile geçirilmesi tavsiye ediliyor. Kusur ve eksiklerimizi, hatalarımızı, günahlarımızı farkedip, itiraf edip ve değiştirmeye niyet edip tövbe ve istiğfarla düzeltmeye, tamir etmeye çalışacağız inşallah.
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm Receb ayı girdiğinde şöyle dua ederdi:
اَللّٰهُمَّ بَارِكْ لَنَا فيِ رَجَبَ وَ شَعْبَانَ وَ بَلِّغْنَا رَمَضَانَ
“Allâhʼım! Receb ve Şâban’ı bize mübârek eyle! Bizi Ramazan’a kavuştur (mülâkî eyle).” (Taberânî, Evsat, IV, 189; Beyhakî, Şuab, V, 348. Krş. Ahmed, I, 259)
Bu 3 aylar bize 80 yıllık bir ibadet sevabı kazandırdığı gibi Kadir Gecesi de tek başına yine 80 yıllık ibadet sevabını kazandırabilir. Ama bu sevabı, bu büyük fırsatı kazanmak için bizim diğer vakitlerde de Allah’ın rızasını kazanma gayreti içinde olmamız gerekiyor. Allah muhafaza bütün bir seneyi Allah’ın rızası dışında geçirdiğimizi farz edelim. Kurallara uymadan, harama helale hiç dikkat etmeden geçirdik. Sonra “Kadir gecesi sabaha kadar ibadet ederek, 80 sene ibadet sevabını kazanırım.” diyemeyiz. Bu aslında şuna benzer: Bir şirkette çalıştığını düşün. Patron çalışanlara senede bir kere ikramiye veriyor. İkramiyeyi almak için bir sene boyunca o şirkette çalışman gerekiyor. Peki bir sene boyunca hiç o şirkette çalışmayan biri ikramiyeyi isteyebilir mi? İstese dahi elbette vermezler. Bizlerin diğer vakitlerde Allah’ın rızası dairesinde gayret etmemiz gerekiyor. Allah diyor ki: Kulum sen Benim rızamı kazanmak için gayret ediyorsun, çalışıyorsun. Bu da senin için bir fırsattır. Bunu değerlendirirsen sana 80 yıllık ibadet sevabı vereceğim.
Kadir Gecesinin kıymetini biliyoruz. Koskoca 80 senelik bir ömrü ibadetle geçirmiş gibi sevap kazandırıyor. Dolayısıyla hepimiz bir an önce ona ulaşmak istiyoruz. İşte Kadir gecesini nasıl geçireceğimiz üç aylara bağlı. Receb ayı girdiği andan itibaren biz Kadir gecemizi yaşamaya başlıyoruz. Çünkü Receb-i Şerif’i nasıl geçirirsen Şâban-ı Muazzama’ da öyle geçer. Şâban’ı nasıl geçirirsen Ramazan-ı mübareke de öyle geçer. Ramazan’ı nasıl geçirirsen Kadir gecesi de öyle geçer. Hepsi birbiriyle bağlantılı. Kadir Gecesine bu Üç Aylar ile hazırlanıyoruz. Receb Şaban’ın müjdecisi, Şaban Ramazan’ ın müjdecisi, Ramazan ise Kadir Gecesinin müjdecisidir. Kadir gecesi nedir? Kur’an’ın indirildiği gecedir. Biz doksan gün Kur’an-ı Kerim’in indirilmesini kutluyoruz. Kadir gecesine daha temiz bir şekilde ulaşabilmek için Üç aylar ile kendimizi temizleyip hazırlanıyoruz.
“Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır.”
(Abdürkadir Geylani, Üç aylar ve Faziletleri)
- Receb-i Şerifte hayatımıza güzellikler ekleyeceğiz.
- Şaban’ da onu sulayacağız. Büyütmeye ve korumaya çalışacağız.
- Ramazan da ise onları toplayacağız inşaAllah..
Şimdi “Receb”in kelime anlamına bakalım. Önümüzde Receb ayı olduğu için ondan biraz daha fazla bahsedelim.
Receb: Tâzim ve saygı anlamına gelir. Allah-u Teâla’nın ayıdır.
Efendimiz s.a.v buyuruyor ya:
“Recep Allah’ın ayıdır, Şaban benim ayımdır, Ramazan ise ümmetimin ayıdır.”
(Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423)
Ayrıca Kur’ân-ı Kerim’de geçen 4 haram aydan biridir. Zilkâde, Zilhicce, Receb, Muharrem aylarıdır. Bu aylara İslâmiyet’ten önce de hürmet edilirdi. Savaşlar durdurulur, kimse kimsenin kusuruna bakmazmış. Düşmanını görse, kaşını bile kaldıramayarak bu aya hürmet edilirmiş. Çünkü bu ay Allah’ın ayıdır. Bu aya hakikaten çok hürmet etmemiz gerekiyor. Şöyle düşünelim, imtihan dünyasında yaşıyoruz. Başımıza musibetler geliyor, kırılıyoruz, belki haksızlığa uğruyoruz. Bu ay geldiğinde Allah’ın ayına hürmeten kırıldığımız kişiyi affetmek, hakkımızdan vazgeçmek, bu aya hürmeten feda etmek bize çok şey kazandıracak.
Bizler Receb ayı ile kendimizi yenilemeye, tamir etmeye çalışıyoruz. Bunu Receb ayında kazandığımız takdirde diğer aylara da sirayet edecektir. Çünkü insan Ramazan’ı nasıl geçirirse diğer aylarda aynı şekilde geçer. Ramazan’ı nasıl geçireceğimiz de bu aya bağlı olduğundan, buradan başlayıp bütün bir senemizi düzen ve nizam içinde geçirebiliriz. O Müslüman şuuruyla, Müslüman kimliğiyle.. Hep hayalini kurduğumuz bir kimlik vardır; Kendimizi güzelleştirmeye, eksik yönlerimizi törpülemeye çalışıyoruz ama şeytan, nefis, ahir zaman vs engel olduğundan hayalini kurduğumuz kişiliğe bürünemiyoruz. Bu konuda bu mevsim bizim için çok mükemmel bir fırsattır. Hiçbir zaman mükemmel olamayız ama bunun için gayret edersek şu an olduğumuzdan daha iyi konuma Allah-u Teâla bizi muhakkak getirir. Üç aylar hem güzel bir Müslüman kişiliğe sahip olmak, hem de ebedî yurdumuza bol bol sevaplar göndermek için mükemmel bir fırsat olacaktır.
Receb kelimesindeki harflerin çok güzel bir manası vardır. Arapça olarak ( ب -ج – ر ) harfleridir.
(ر) Ra: Allah’ın Rahmetine
(ج) Cim:Allah’ın Cömertliğine
(ب) Be: Allah’ın Birr oluşuna yani iyilik ve ihsanına işaret eder.
Bu ay ile birlikte yemek âdabından uyku âdabına kadar hayatımızı etkileyen birçok şeyi düzeltebiliriz. Ehl-i iman olmayanların bile hayatında düzene sokmaya çalıştığı bazı işler vardır. Çalışma, yemek, uyku, kilo verme gibi, bunların hepsini bu ayda düzene sokabiliriz. Misal bu ay daha çok oruç tutmaya başlayacağız. Oruç zaten bedene bir perhiz ve sağlıktır. Daha az uyuyup daha çok ibadet ederek uykumuzu düzenlemiş olacağız. Geç saatlere kadar uyanık kalmayacağız. Erkenden kalkıp vaktimizi daha iyi değerlendirmeye çalışacağız. Çünkü elimizden kaçıp gidebilir. Zaman gerçekten çok hızlı geçiyor. Doksan gün uzun gibi geliyor ama bir bakmışız geçmiş. Her sene bunu yaşıyoruz. Ramazan’a giriyoruz sonra bir bakıyoruz bayram gelmiş. Acaba ne kazandım diye telaşa düşüyoruz. O yüzden her vaktini değerlendirmeye çalışmalıyız.
Ayrıca ruhumuzun açlığını giderme vaktidir. Evet ruhumuz çoğu zaman aç, biz bedenimizin açlığını hemen hissediyoruz. Mide bir şekilde uyarı veriyor. Fakat ruhumuzun açlığını bu kadar çabuk hissedemiyoruz. Oysaki ruhumuz bizden birçok şey istiyor. Bu aylarda onun ihtiyaçlarını vermek ve daha fazla doyurmak için çok daha fazla imkanımız var.
Bu ayların gelişiyle çok büyük bir heyecan içinde olmalıyız. Sadece kendimiz için değil, çevremizdeki insanlara da bunu hissettirmeliyiz. Çünkü bu bizim için bir bayram ve zaten Üç ayların sonunda bayrama ulaşıyoruz. Bayram havası gibi yaşamalıyız ki etrafımızdaki insanlara bunu yansıtıp aktaralım. Çünkü şu an da üç ayların yaklaştığından habersiz insanlar var. Üç ayların ne demek olduğunu bilmeyen veya bildiği hâlde bu mevsimin yaklaştığının farkında olmayan insanlar var. Bu kadar kârlı büyük bir fırsat varken bunu duyurmak istemez miyiz? Mesela basit bir kampanya bile olsa onu hemen sevdiklerimizle paylaşıyoruz. Bu fırsatı kaçırmasınlar değerlendirsinler diye duyuruyoruz. İşte bu âhiret hayatımızı ilgilendiren bir fırsat, muhteşem bir kampanya bunu neden duyurmayalım? Bu yüzden çevremizdekilere de muhakkak bu hakikatleri anlatıp onları da teşvik edelim. Hem yaşayıp lisanı hâlimizle, hem sözlerimizle anlatmalıyız.
Konuyla alakalı çok güzel Hâdis-i Şerifler var. Onları okuyalım:
”Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.” [Taberani]
Bu yıl oldukça kıymetli bir gece olacak. Çünkü hem Receb-i Şerif’in ilk gecesini ibadetle geçirmek tavsiye edilir. Hem de ilk cuma gecesi bilindiği üzere Regaip Kandilidir. Bu yıl bu ik kıymetli gece birleşiyor. Receb’in ilk gecesi cuma gecesine denk geliyor. Bu çok sık olan bir durum değil. Evet gücümüz yettiğince, belkide sabaha kadar uyumadan geçirmemiz gereken bir gece, gerçekten çok iyi değerlendirmeliyiz.
“Recep ayında dokuz gün oruç tutanın günahları sevaba çevrilir.” [Gunye]
“Receb ayında Allah’a çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.” [Deylemi]
“Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.” [Gunye]
“Recebin bir gün başında [ilk günlerinde], bir gün ortasında ve bir gün de sonunda [son günlerinde] oruç tutana, ayın hepsinde tutmuş gibi sevap verilir.” [Miftah-ül-Cennet]
“Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.” [Ebu Ya’la]
“Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib Gecesi, Şabanın 15. Gecesi, Cuma, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı gecesi.” [İbn Asakir]
Bu aylarda oruçlarımızı, ibadetlerimizi, zikirlerimizi, hasenatımızı arttıracağız. Ama şöyle önemli bir dipnot geçelim. Bütün bu iki ayı, yani Recep ve şabanın tamamını oruçla geçirmek tavsiye edilmiyor. Çünkü 30 günlük oruç sadece Ramazan’a mahsustur. Bu konuyla ilgili Ebû Davud da, hiç ara vermeden devamlı surette oruç tutan bir zâta Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselamın bazı tavsiyelerden sonra şöyle buyurduğu rivayet edilir:
“Haram aylarından bazısını tut, bazısını bırak, haram aylarda tut ve bırak, haram aylarda tut ve bırak.” (Ebu Davut, Savm 54)
Hadisin devamında ravî olan Sahabı şöyle demektedir:
“Resulullah ‘tut’ dedikçe, üç parmağını yumdu, ‘bırak’ deyince de üç parmağını bıraktı.” Böylece Peygamberimizin o zata, “Üç gün tut, üç gün ara ver” dediği anlaşılıyordu.
Receb ayında devamlı olarak bir ay boyu oruç tutmanın uygun görülmemesinin sebebi, Receb ve Şaban aylarının Ramazan ayına benzemesinden kaçınılmasıdır. Çünkü hiç kesintisiz bir ay boyunca oruç tutmak sadece Ramazan ayına mahsustur.
Arttırmak dedik. Evet bu aylarda en çok yapmamız gereken vazife yaptığımız her şeyi arttırmak olmalıdır. Zaten namazım, okumalarım, her gün yaptığım virdlerim var. Bunlara devam etsem yeter diye düşünmeyelim. Her ne yapıyorsak onun üstüne eklemeliyiz. Çünkü diğer aylardan farklı olmalı. Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın hayatını örnek alıyoruz. O s.a.v bizim için en büyük rehberdir. Hayatına baktığımızda zaten her an ibadet halinde değil mi? Herkesten daha fazla ibadet etmiyor mu? Ama üç aylar geldiğinde bariz bir şekilde daha da arttırırmış. Bu artış kademe kademe oluyor. Receb-i Şerifte biraz, sonra Şâban-ı Muazzama’da biraz daha, Ramazan’ın ilk 10 günü biraz daha, ikinci 10 günü daha da fazla, son 10 günü ise artık zirveye çıkılıyor. Bilindiği üzere zaten itikaf söz konusu oluyor. Kadir gecesi yakalanmaya çalışılıyor.
Bazı hikmet ehli âlimler Receb ayı hakkında şu yorumları getirmişlerdir:
– Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.
– Receb tövbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet (Allah’a yakınlık) ayıdır.
– Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.
– Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın sefasını terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.
Büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:
“Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.”
(Abdürkadir Geylani, Üç aylar ve Faziletleri)
Bir Ayet-i Kerime’de:
İnsan ancak çabasının sonucunu elde eder.
(Necm Sûresi | 39)
Buyuruluyor.
Rabbim cümlemize üç ayları hakkıyla karşılıyabilmeyi ve hakkıyla ihya edebilmeyi nasip etsin. Amin.
Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın duası ile bitirelim.
“Allah’ım! Receb’i ve Şâban’ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır.”
(Camiü’s-sağir, 2/90)
El Bâki Hüvel Bâki
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ









