Tesettür Bahaneleri

Biraz tefekkür ile konumuza giriş yapalım.

Yenidoğan bir bebek düşünelim, onu üşümesin diye sarıp sarmalarız değil mi, kat kat kıyafetler giydiririz. Onu soğuktan korumak isteriz. Onu maddi bir soğuktan korumaya çalıştığımız gibi hemen omzuna bir cevşen takarız mesela, manevi sıkıntılardan da korumak için..

Şimdi bir çocuğumuz olduğunu düşünelim ve onun bir hatasını görüyoruz. Onun hatasını kusurunu kendine söylersin ama başkalarına karşı örtersin ..

Şimdi de kendi evimizi düşünelim: misafir geldiğinde evinin derli toplu olmasını istediğin gibi, misafir gelmesine ramak kala evde kavga kıyamet kopsa bile onun üzerini örter misafire yansıtmamaya çalışırsın…

Aynen bu misallerdeki gibi -teşbihte hata aranmaz- Rabbin seni korumak istiyor, senin o bebeğe duyduğun merhametten sonsuz kat merhametli olduğundan seni manevi soğuklardan korumak için Rabbimiz tesettürü emrediyor olamaz mı?

Settar esmasını düşünelim: Setr “gizlemek, örtmek” kökünden geliyor; “Kullarının hatâ, kusur, ayıp ve günahlarını örten, bağışlayan” anlamında Allah için kullanılır.

Sen o kadar değerli kıymetlisin ki, Rabbim sana özel parmak izi, retina yapısı, yüz yapısı, ses verdiği gibi, diğer manevi letaiflerin, sevdiğin sevmediğin şeyler…seni sen yapan şeyler, yalnızca sende var. Rabbim hepimizi özel yaratmış, senden bir başka daha yok. Peki bu kadar özel yarattığı kulunu, maddi manevi kötülüklerden, kötü nazarlardan saklaması normal değil mi?

Mesela kışın şiddetli geçtiği bir şehirde yaşıyor olsak, dışarısı buz gibi. Hem sen kat kat giyinirsin, hem çocuğunu öyle giydirirsin. Hele bir de Erzurum’a giden Adanalı olduğunuzu düşünün 🙂 Peki orda çocuğuna kat kat giydirirken ona eziyet mi ediyorsun yoksa onu soğuktan, hasta olmasından mı korumaya çalışıyorsun?

Aynen bu örnek gibi Rabbim bize tesettürle eziyet mi etmek istiyor yoksa bizi korumak mı istiyor, ayetle cevap verelim:

Ahzap Suresi 59. Ayet: “Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine bürünsünler. Bu, tanınıp rahatsız edilmemeleri için en uygun olanıdır. Allah ziyadesiyle bağışlamakta ve çok esirgemektedir.”
Demek ki eziyet için değil, esirgemek (korumak) için…

Rabbin seni korumak istiyor! Diyor ki kulum, seni cinsel objeye dönüştürmeye çalışanlardan kendini koru, sana kötü nazarlar edenlerden, belki kötü hayaller kuranlardan, hased edenlerden koru kendini… Ben seni biliyorum sen bu kötü nazarlardan bile rahatsız olacak bir kalbe sahipsin, yaratan yarattığını bilmez mi… Sen cinselliğin ile değil, insanlığın ile öne çık, zekan ile ahlakın ile öne çık… Böyle yap ki incinme, kırılma, üzülme…

Bunu kendi nefsimize alamıyorsak, kız çocuğumuz olduğunu düşünelim. Sen ister misin o gözünün içine baktığın kız çocuğuna bazı insanlar kötü nazarlarla baksınlar, o kız çocuğunu kötü kötü hayal etsinler… Peki erkeklerin hiç mi suçu yok, onları mı savunuyoruz? Hayır! Tesettür ayeti önce erkeklerin gözlerine inmiştir:

Nur Suresi 30. Ayet: “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır.”

Hani sen gözünü harama çevirmiş dik dik bakıyorsun ya Allah ondan habersiz mi sanıyorsun?! Peki bu göz haramı sadece erkeklere mi? Hayır, bir sonraki ayette şöyle:

Nur Suresi 31. Ayet: “Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar…” (diye devam ediyor)

Bu ayetin tefsirini ayrıntılı bi şekilde kaynaklardan okuyabilirsiniz ancak burada bir noktaya değinmek istiyorum: Buradaki ziynet ne? Senin taktığın altın, pırlanta kolye küpe vs mi; yoksa senin bedenin mi? Hangisi daha değerli bir insan mı bir metal parçası mı? Sen daha değerlisin, sen kendi değerinin farkında değilsin… O ziynetleri insan takmazsa güzel duruyor mu? Bence hayır. Aradan insanı çıkar değeri kalmıyor…

O zaman ben bu kadar değerliysem, kendimi kendimden daha değerli birine beğendirmeliyim… Başka insanların beğenmesi, bir yere kadar… Ben bu kadar değerliysem, kendimi değersiz hissedip, markaların, modanın, “like”ların arkasına sığınmama gerek yok… En değerli elbise neymiş yine ayetten öğrenelim:

Araf Suresi 26. Ayet: “Ey Âdem oğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek giysi, süsleneceğiniz elbise yarattık. Takvâ elbisesi, işte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.”

Takva elbisesi hepsinden daha güzel, daha hayırlı…
Buraya kadar okuduysan kardeşim seni tebrik etmekle beraber, eğer tesettürlüysen benim bu yazıya, bu derse ihtiyacım yok diye düşünme. Allah korusun belki bir gün sen de ya da ben de şeytanın bu hilelerine kanıp, tesettürden vazgeçebiliriz. Hz Yusuf (as) nefsine güvenmezken biz nasıl güvenelim? Zaten emin ol, şeytan bir anda çıkarmıyor tesettürden; adım adım, normalleştire normalleştire çıkarıyor… Önce el ve ayak bileklerinden veriliyor tavizler, sonra alın çizgisinden bir tutam saç.. vs seni moda diye gösterdikleri tesettür(?!)e alıştırıyorlar. Biz tesettüre Kuran ve hadis çizgisinden bakmalıyız.

Gelelim tesettüre girmemek ya da tesettürden çıkmak için bahanelere:

Tesettürün hakkını verememek:

Bu vesveseye karşı şöyle düşünmek lazım; ben acaba kıldığım namazın hakkını verebiliyor muyum? Tuttuğum orucun hakkını verebiliyor muyum? Zaten böyle bir düşünce kulluğa uygun bir düşünce değil. Sen insansın hatasız kusursuz olamazsın, Sübhan olan Allah’tır. Sen kusursuz değilsin. Sen elinden gelenin en iyisini ve Kuran’a hadis-i şeriflere en uygununu yapmaya çalışacaksın. Yaptığın hatalardan yine Rabbine sığınacak ve daha güzelini yapabilmek için yardım isteyecek, dua edeceksin.

Şimdi aynı durumu dünyalık bir sınavda düşünelim. Bir sınava giriyorsun 0-100 arası puanlama var. Sen der misin ya ben 100 alamayacağım en iyisi hiç girmeyeyim… Geçme notu 50 ise 60’la geç 70’le geç. Kaybedecek neyin var? Zaten sonsuzu kaybetme riskin var, en azından denemelisin değil mi…

Bunun tesettürden çıkma bahanesi olarak gören kardeşlerimde de aynısı geçerli, çıkma kardeşim bin defa düşsen bin defa hata yapsan Rabbimizden başka kim var sığınacak, kim var affedecek? Kendine seni hayra çağıran bir çevre edin, emin ol onlarla işin daha kolay oluyor. Öyle bir çevren yoksa her zaman Kitap Ayracı’nın kapısı sana açık…

Ya geri açılırsam korkusu:

Ne kaybedersin? Diyelim 5-6 sene tesettürlüydün sonra maalesef nefsin ve şeytanın oyunlarına karşı dayanamadın tesettürden çıktın. O 5-6 sene kayıp değil, en azından o süreçte Rabbinin farzını yerine getirdin, günahlardan sakındın. Ki yapılan araştırmalara göre kendi kararıyla tesettüre girenlerden çok az kısmı buna düşüyor. Aslında gözünde büyüttüğün gibi değil. Tabi ki nefsimizi temize çıkarmayacağız, takvamızı artırmaya, ibadetlerimizle desteklemeye ve kendimizi bizi hayra çağıran kötülükten alıkoyan bir çevreyle desteklemeye çalışacağız.

Ben zaten aile baskısı ile kapanmıştım:

Ailen bilmiyor olabilir: Sana nasıl davranacaklarını bilmiyorlardı belki, tesettürün hikmetlerini belki kendileri bilmiyorlar ki sana anlatabilsinler… O zaman aileni kaldır aradan Rabbine dön, bırak çocukluk inadını… Tesettürün hikmetini, dindeki yerini, Rabbinin merhameti olduğunu sen öğren sen araştır. Allah razı olsun ailenden, onlar senin sonsuzunu kurtarmak istediler. Belki sen baskı olarak gördün ama belki onların tek bildiği yöntem buydu. Onlara teşekkür etmelisin…

Tesettür için hazır değilim:

Namazda ya da oruçta ben hazır değilim diyebiliyor musun? Rabbim ben hazır değildim neden ikindi vakti girdi ki?! gibi bir tepkiyi hayal edebiliyor musun? … Ya da Rabbim neden ramazan ayı geldi ki, ben oruç tutmaya hazır değilim, biraz ertelesek şu ramazan ayını…

Ey bedbaht nefsim! Acaba ömrün ebedî midir? Hiç kat’î senedin var mı ki, gelecek seneye, belki yarına kadar kalacaksın? (Sözler)

Nefsimize soralım yarına çıkacağımız garanti mi?

Biraz hayalimizde canlandıralım: Bir gün yolda yürüyorsun, bir bakıyorsun karşından Peygamber Efendimiz (sav) geliyor. Şu an ki giyim kuşamını ya da tesettürünü bilmiyorum. Ama sen o halini düşün, Peygamber Efendimiz (sav)in karşısına çıkabilir misin bu halinle, ya da köşe bucak saklanır mısın, utanır mısın halinden? Ya da Peygamber Efendimiz (sav) sana bakabilir mi, yoksa hadisi şerifte geçtiği gibi, eşine şu hanıma söyle “üzerine düzgün bir şeyler giysin” deyip senden yüz mü çevirir acaba?… Peki ben haşirde, Peygamber Efendimiz (sav)’den nasıl şefaat isteyeceğim, ne yüzle bende senin ümmetinim ya Resulallah (sav) diyeceğim?

Ben Tesettüre girersem beni dışlarlar/yalnız kalırım/iş bulamam:

Çevrendeki insanlara dikkat et, insanlara kendini beğendirmeye çalışan insanlar, en sonunda çok büyük pişmanlıklar yaşıyorlar. Şekilden şekle giriyorlar, sırf ilgi çekmek için saçma şeylere bulaşıyorlar. Ama hiçbir zaman yaranamıyor, kendilerini beğendiremiyorlar. Belki ömürlerini buna adıyorlar sonra ellerinde hiçbir şey kalmamış bir şekilde kabre giriyorlar maalesef. Eğer bir yerde bu zinciri kırarlar Rabbimizin rızasını ararlarsa ne mutlu, yoksa sonsuz hüsran…

Hem deme: ‘Ben de herkes gibiyim.’ Çünkü herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır.” (Sözler)

Hem seni Allah’tan uzaklaştıran bir çevreden ne kazanmayı bekliyorsun? Neden bu kadar korkuyorsun? Hani Şems-i Tebrizi diyor ya: “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme… Nereden bilebilirsin hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?” 

Hakiki Rezzak olan Allah’tır o rızkına kefil ve sen yalnız değilsin, sen “şu aklın hayal edemediği kainatı yaratan ve bu kainatta küçücük nokta bile olmayan insana lütfedip ona Kitaplar, Peygamberler gönderen ve senin sonsuzu kazanman için önüne fırsatlar sunan” Rabbinlesin.

O razı olsa bütün dünya küsse ehemmiyeti yok, O kabul etse bütün dünya reddetse tesiri yok. (Lemalar)

Artık bırak başkalarının fikirlerini düşüncelerini, elalem ne der deme, el Alim olan Allah ne der de!

Madem hakikat budur. Ve madem her güzel, güzelliğini sever ve elinden geldiği kadar muhafaza etmek ister ve bozulmasını istemez. Ve madem güzellik bir nimettir. Nimete şükredilse manen ziyadeleşir. Şükredilmezse değişir, çirkinleşir. Elbette aklı varsa, hüsün ve cemalini günahları kazanmak ve kazandırmak ve çirkin ve zehirli yapmak ve o nimeti küfran ile medar-ı azab bir surete çevirmekten bütün kuvvetiyle kaçacak. Ve o fâni, beş-on senelik cemali bâkileştirmek için, meşru’ bir tarzda istimal ile, o nimete şükredecek. Yoksa ihtiyarlıkta uzun zaman istiskale maruz kalıp, me’yusane ağlayacak.
Eğer terbiye-i İslâmiye dairesinde, âdâb-ı Kur’aniye zînetiyle o cemal güzelleştirilse; o fâni hüsün, manen bâki kalacağı ve Cennet’te hûrilerin cemalinden daha şirin ve daha parlak bir tarzda kendine verileceği hadîste kat’iyyetle sabittir. Eğer o güzelin zerre mikdar aklı varsa, bu güzel ve parlak ve ebedî neticeyi elinden kaçırmayacak… (İman ve Küfür Muvazeneleri)

Peki bu kadar okuduğumuz şeye rağmen hala neden tesettür nefsimize bu kadar ağır geliyor?

Kalbimize bir bakalım, acaba benim imanımda sıkıntı mı var, acaba benim imanımın üzeri kalın tozlarla mı kaplanmış, bi cilalamam mı gerekiyor? Farkında olduğum olmadığım günahlarımdan nasuh bir tövbe mi etmem gerekiyor? Acaba benim kalbimde şüpheler mi var? Olabilir ama içindeki şüphelerin hepsinin cevabı İslam da var, korkma sor, korkma araştır. Ama doğru kaynaklardan araştır.

Peki ben nereden araştırıp, aklımdaki soruların cevabını nereden bulabilirim ve nasıl imanımı inkişaf ettirebilirim diyorsan:

Reçete bu asrın manevi yaralarına deva ve şifa olan Kur’an-ı Kerim’in bu asra bakan tefsiri Risale-i Nurlarda. Korkma sen de dal bu nur deryasına. İnsanın başına sonsuzu kazanmak ve kaybetmek gibi büyük bir dava açılmış, geç kalma kardeşim.

Selametle…

Tesettür Bahaneleri” için 3 yorum

  1. Rabbim hizmetinizi kabul etsin ayaklarınızı bu yolda sabit kılsın bu yolda yürütsün, çürütsün, öldürsün inşallah. Rabbim bir çok insanın imanına, namazına, tesettürüne vesile eylesin sizleri.. Selametle💜

    Liked by 1 kişi

  2. “Mümin kadınlara söyle, gözlerini (harama bakmaktan) sakındırsınlar, ırzlarını korusunlar (yüz ve el gibi) görünen kısımları müstesna, ziynet (yer) lerini göstermesinler. Baş örtülerini yakalarının üzerine (kadar) salsınlar.” (Nur Suresi 31 Ayet)

    Beğen

Marslı için bir cevap yazın Cevabı iptal et