Dersimiz şükürle alakalı olacak. Nasıl şükretmeliyiz? Şükrün gerekliliğini, ehemmiyetini anlamaya çalışacağız. Bizler insanlara yardım ettiğimizde fıtrat gereği bir teşekkür bekleriz. Örneğin; Anneler yemek yaptığında, çocuklar eline sağlık demezse, teşekkür etmezse, anneler o yemeği bir daha aynı heyecanla yapmaz. Bunu da çocuklara hissettirir ki çocuklar yanlış yaptıklarını anlasın. Doğru olan teşekkür ekmektir. Çünkü annenin bir kıymeti“ŞÜKRETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR MUSUN?” yazısının devamını oku
Kategori arşivleri: risale-i nur
EMANETİ SAHİBİNE SATMAK
Dersimiz geçen haftaki şükür dersine biraz benzemekle beraber biraz da farklı bir ders olacak. Elimizdeki nimetlerin farkına varıp hem şükrederek hem de başka bir yöntemle sahip olduğumuz fani şeyleri bakalım nasıl bakiye sonsuza çevirebiliriz? Öğreneceğiz. Mevcudatın hiçbir cihette Vâcibü’l-vücud’a karşı hakları yoktur ve hak dava edemezler; belki hakları, daima şükür ve hamd ile, verdiği vücud“EMANETİ SAHİBİNE SATMAK” yazısının devamını oku
İnayet-i Rabbaniye (Allah’ın Yardımı, İhsanı)
Dersimiz, İnayet-i Rabbaniye yani Allah’ın inayeti hakkında olacak. İnayet: Allah’ın kâinat hakkındaki külli bilgisi ve takdiri anlamındadır. İnayet kelimesinin, ikram, yardım, ihsan, lütuf, iyilik, bağışlama gibi anlamları olduğu gibi özen gösterme, özel olarak ilgilenmek, önemsemek gibi anlamları da var. “Her güzellik, fayda ve iyilik Allah’ın varlığına işaret eder.” Kâinattaki İnayetin delili: Kainata, çevremize baktığımız zaman“İnayet-i Rabbaniye (Allah’ın Yardımı, İhsanı) “ yazısının devamını oku
Manevî Cihazlar
Dersimizin konusu: İnsanlara takılan bazı cihazlar, aletler, fıtratımıza yerleştirilen bazı duygular ve bunların takılış gayesi. Bize bu cihazlar neden verilmiş? Biraz kendimizi tanımaya çalışacağız. Mesnevi-i Nuriye’den bir kısımla başlayalım. “İ’lem Eyyühe’l-Aziz! İnsanın fıtraten mâlik olduğu câmiiyetin acâibindendir ki: Sâni-i Hâkim şu küçük cisimde gayr-ı mahdud enva-ı rahmeti tartmak için gayr-ı mâdud mîzanlar vaz etmiştir. Ve“Manevî Cihazlar” yazısının devamını oku
80 YAŞINDA PİYANGO VURAN ADAM
İki tane genç vardı. Gayrı meşru hayattan döndüler. Hocalarına gayrı meşru hayata giderken, süfliyata giderken başıma hiç bir şey gelmiyordu. Her şey yolunda gidiyordu. Hiç sıkıntı yoktu, meşakkat yoktu. Şimdi sözde Allah yoluna döndük. Her gün bir sıkıntı bir meşakkat, her gün başımıza bir işler geliyor. İşler yolunda gitmiyor, ters gidiyor. Acaba yanlış yolda mıyız?(!)“80 YAŞINDA PİYANGO VURAN ADAM” yazısının devamını oku
