Başarıya Götüren Prensipler


1) Az yemeye dikkat! Dolu mide dikkati ref’ eder, tefekkür ve şükür hislerini kaldırır, insanı kasavet bağlar.

2) Herşeyini bugün bilmek.

3) Bilseniz ki, gayret ne kadar kıymettardır, bir dakika boş durmazdınız.

4) Yaptığın işi bütün mevcudiyetinle, hayatın ve varlığın ona bağlı imiş gibi yap.

5) Her an muvaffak ve muzaffer olacağım cehdi içinde olmalısın. Bir işi bitirmeden başka bir işe el atmamalısın.

6)Bir yerde devamlı kalmak gaflet verir.

7) Aklını çalıştırarak oku.

8) Yüksek yerlerin hâfıza üzerindeki tesiri büyüktür.

9) Ezberlemek hâfızayı açar.

10) Yatarken imanî bahisleri oku. Bütün tehlike okuyamamaktan çıkıyor. Okuyamamaktan kork.

11) Harfi harfine kitabî ol.

12) Tenkit için okuyan, istifade edemez. Başkası için okuyan, istifade edemez. Kendi nefsi için okuyan, istifade eder.

13) İstidatları inkişaf ettirmek için çok okumak.

14) Dem ve damarlarımıza karışacak derecede okumak.

15) Az da olsa devamlı okumak.

16) Okumak, yazmak, dinlemek, susmak.

17) Satır satır, kelime kelime okumak.

18) Kalemen, amelen, lisanen çalış.

19) Gençlikte insan ne ile meşgul olursa, istidatları onda inkişaf eder.

20) İnsanın istidatları ve kabiliyetleri kırk yaşına kadar inkişaf eder.

KUR’AN’IN GELECEKTEN HABERLERİ

Kuran, indirildiği günden bu yana her çağda yaşayan her insan grubunun anlayabileceği, kolay ve anlaşılır

bir dile sahiptir. Edebi dilinin mükemmelliği, benzersiz üslup özellikleri ve içerdiği üstün hikmet, bunun en önemli sebeplerindendir. Bunun yanı sıra Kuran’ın Allah’ın sözü olduğunu ispatlayan birçok mucizevi özelliği daha vardır. Kur’an, Allah’ın ilminden geldiği için geçmişe, geleceğe ve şimdiki zamana aynı anda bakar. Bazen olur, geçmişin derinliklerinden bir kıssa ile insanları ibrete sevk eder. Bazen de, gelecekten bir haberle bakışlarımızı ileriye çevirir.
Kur’an’ın gelecekten haber vermesi, onun başlıca i’caz türlerindendir. Ayetlerde geçen bazı tekrarlar ile gelecekte ki bilimden teknolojiden haber vermiştir
“Yedi gök” tabiri 7 kere geçer. “Göklerin yaratılışı (halku semavat)” ifadesi de 7 kere tekrarlanır.
“Gün (yevm)” tekil olarak 365 kere geçerken, çoğul yani “günler (eyyam ve yevmeyn)”kelimeleri 30 defa tekrarlanır. “Ay” kelimesinin tekrar sayısı ise 12’dir.

“Kadın” ve “erkek” kelimelerinin tekrar sayısı da aynıdır: 23
Kadın-erkek kelimelerinin Kuran’da tekrar sayısı olan 23, aynı zamanda insan embriyosunun oluşumunda yumurta ve spermden gelen kromozom sayısıdır. İnsanın kromozom sayısı da anne ve babadan gelen 23’er kromozomun toplanılarak 46’dır.
Cinlerden bir ifrit , “Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi. (Neml Suresi 39. Ayet)
Günümüzde yazı, resim, film gibi her türlü bilginin internet teknolojisiyle birkaç dakika, hatta birkaç saniye içinde çok uzun mesafeler kat etmesi mümkün olmaktadır.

…Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık… (Sebe’ Suresi 12. Ayet)
Erimiş bakırın kullanılması ile, Hz Süleyman döneminde elektrik kullanılan yüksek bir teknolojinin varlığına da işaret ediliyor olabilir. Bilindiği gibi bakır, elektriği ve ısıyı en iyi ileten metallerden biridir ve bu yönüyle elektrik sanayiinin temelini oluşturmaktadır. Dünyada üretilen bakırın önemli bir bölümü elektrik sanayiinde kullanılmaktadır.

Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz her şeyi hakkıyla bileniz. (Enbiya Suresi 81. Ayet) ayetten anlaşıldığı üzere Allah, rüzgarı, Hz. Süleyman’ın emrine vermiş ve çeşitli işlerinde bir araç olarak kullanmasına imkan sağlamıştır. Bu ayetle, Hz. Süleyman döneminde olduğu gibi, gelecekte de rüzgar enerjisinin, teknolojide kullanılacağına işaret ediliyor olması muhtemeldir.

“İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır? Evet bizim onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter. “(Kıyâme Suresi 3- 4. Ayet)
Ayette “parmak uçlarına” dikkat çekilmesi, oralarda mühim sırlar olduğuna işaret etmektedir. Bu sırlardan biri, her insanın parmak izinin kendine has olması, başka hiç bir kimseninkine benzememesidir. Her insana ayrı bir sîma veren ilâhî kudret, her insanın parmak uçlarına da, o şahsa has bir mühür vurmuştur. Bu öyle bir mühürdür ki, bir başkasıyla karışması mümkün değildir. Beşerî bilgi düzeyinde parmak izi ilk defa Sir Edward Henry tarafından 1875 yılında bulunmuş ve kısa süren bir tecrübe devresinden sonra, birçok polis teşkîlatı tarafından kullanılmaya başlamıştır.

KUR’AN-I KERİM’İN MUCİZELERİ

Evrenin Genişlemesi

“Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz(onu) genişleticiyiz.” (Zariyat Suresi: 47)

XX. asrın bir buluşu da her yıldız ve gök cisimlerin bir yörüngede durduğu gerçeğidir. Bu duruma Kur’an şu ayetle işaret ediyor: “Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor.” (Enbiya, 21/33)
Güneşin sabit olarak durduğu zannedilirdi. Oysa Kur’an güneşin sabit değil aksine daima hareket eden ve belirli bir hızla ilerleyen bir gök cismi olduğunu söylüyordu. Ve asırlar sonra da ilim onu tasdik edecekti. Şöyle ki:
“Güneş de kendisi için tespit edilen bir karar yerinedoğru akıp gitmektedir. Bu üstün ve güçlü olan bilenintakdiridir.” (Yasin, 36/38)

Dağların Hareket Etmesi

Dağları görür, onların durduğunu sanırsın; oysa bulutlargibi hareket ederler. Bu, her şeyi sapasağlam yapanAllah’ın sanatıdır. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır. (Neml Suresi, 88)

Bebeğin Rahimdeki Üç Karanlık Devresi

Sizi annelerinizin karnında üç karanlık içinde türlüyaratılış safhalarından geçirerek yaratmaktadır.İşte bu yaratıcı, rabbiniz Allah’tır. HükümranlıkO’nundur; O’dan başka tanrı yoktur. Buna rağmennasıl olup da hakikatten uzaklaşabiliyorsunuz?”
(Zümer Suresi: 6)


Yeraltı Suları Ve Suyun Çevrimi

“Görmedin mi Allah’ın gökten su indirip onuyerdeki kaynaklara akıttığını? Sonra onunla değişik renklerde ürünler bitirir, sonra bu bitkiler gelişip olgunlaşır; ardından onun sarardığını görürsün, sonunda Allah onu kırılıp ufalanmış hale getirir. Kuşkusuz bunda akıl iz‘an sahipleri için bir ders vardır.”(Zümer Suresi,21)


Kur’an’daki Jeolojik Mucizeler:

Küresel ısınmayla birlikte kutuplardaki buz tabakalarıerimekte ve okyanuslardaki deniz suyu seviyesiyükselmektedir. Artan su miktarı da daha fazla karayıkaplamaktadır. Deniz kıyıları sular altında kaldıkça,yeryüzünün toplam yüz ölçümü veya kara miktarı daazalmaktadır. (Dr. Mazhar U. Kazi, 130 EvidentMiracles in the Qur’an, Crescent Publishing House,New York, USA, 1998, s. 115) Âyetlerde geçen “onuçevresinden eksiltiyoruz”, “etrafından eksiltmekteolduğumuz” ifadelerinin de, deniz kıyılarının sularlakaplanmasına işaret ediyor olması muhtemeldir.


Yarılan Yeryüzü:

”Dönüşlü olan göğe and olsun. Yarılan yere de.” (Tarık, 86/11-12)
Yukarıdaki ayette geçen Arapça “sada” kelimesiTürkçe’de “çatlama, yarılma, ayrılma” anlamlarınagelmektedir. Allah’ın yerin yarılması üzerine yeminetmesi, başka bir Kur’an mucizesidir.

HADİSLERE NEDEN GÜVENELİM?

Kur’an’dan ayetlerle açıklamalar

Hadislerin tesbiti ve korunması Hz. Peygamber(asm) zamanında başlamış, hem ezberlenerek hem yazılarak hem de hayata geçirilerek ve uygulanarak muhafaza edilmiştir. Hadis, Hz.Peygamber (asm)’in sözlerini, fiillerini ve tasviplerini ifade eden bir terimdir. Aynı zamanda hadisleri tesbit, nakil ve anlamaya yönelik bir ilimdalıdır.

Hadisler, ihtilâfa düştükleri konularda insanları aydınlatan, böylece onlar için hidayet ve rahmet kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîmin kendisine indirildiği (Nahl, 16/44,64) bir peygamberin sözü olarak, üstün bir değer ifade ettiği gibi, Kur’an’ı herkesten iyi anlayan ve âyetlerdeki ilâhî maksadın ne olduğunu en iyi bilen Allah Resulü’nün görüşü olarak da büyük önem taşır. Hz. Peygamber (asm)’in insanlara sözleriyle açıkladığı, fiilleriyle uygulanışını gösterdiği ilâhî emirlerin başında namaz, oruç, zekât ve hac gibi ibadetler gelir. Namazların hangi vakitlerde, kaçar rek’at ve nasıl kılınacağı, orucun nasıl tutulacağı, zekâtın hangi mallardan, ne kadar verileceği, haccın nasıl yapılacağı gibi hususlar Kur’an’da yer almayıp hadislerle açıklık kazanmıştır. İslâm hukukunun birçok meselesi hadislerde verilen bilgilerle çözüme kavuşturulmuştur.

Otuzdan fazla âyette Hz. Peygamber (asm)’e itaatin emredilmesi ve özellikle, “Resulün size verdiğini alın, yasakladığından da sakının.” (Haşr, 59/7) şeklinde kesin bir talimatın bulunması, Kur’an’da açıkça
zikredilmeyen hususlarda Resûl-i Ekrem’in ortaya koyduğu uygulamanın benimsenmesi gerektiğini göstermektedir.

Allah ile Peygamber’in verdiği hükümlere Müslümanların aykırı davranma muhayyerliğinin bulunmadığını (Ahzâb, 33/36), aralarında çıkan anlaşmazlıklarda Peygamber’i
hakem tayin edip onun verdiği hükme gönül hoşnutluğu ile boyun eğmedikçe iman etmiş
sayılmayacaklarını (Nisâ, 4/65)
, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlarla Allah’ı çok zikredenler için Resûlullah’ın güzel bir örnek olduğunu (Ahzâb, 33/ 21) belirten âyetler, Hz. Peygamber (asm)’in söz ve fiillerinin Müslümanlar için vazgeçilmez bir önem taşıdığını ortaya koymaktadır.

“Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi, sana bilmediğin şeyleri öğretti.” (Nisâ, 4/113) ve “Evlerinizde
okunan Allah’ın âyetleriyle hikmeti hatırlayıp üzerinde düşünün.” (Ahzâb, 33/34)
mealindeki âyetlerde Kur’an ile birlikte anılan hikmetin, özellikle Kur”an ile yan yana zikredildiği zaman Resûlullah
(asm)’ın kavlî ve fiilî sünnetini belirttiği kabul edilmektedir. (Şâfiî, er-Risale, s. 78, 93, 103)
(Kaynak: Sorularlaislamiyet.com)

Allah neden duamı kabul etmiyor?

Hepimiz duâ ediyoruz. İstek ve arzularımızı Allah’a dilekçe olarak sunuyoruz. Fakat her zaman istediğimiz olmuyor. İsteğimiz olmayınca “neden duâm kabul olmuyor” sorusu akla gelebilir. Böyle bir durumda hemen bu sorumuzun cevabını bulup kalbimizi tatmin etmemiz gerekiyor. Aksi halde imanımız tehlikeye girebilir.

Bediüzzaman hazretleri bu konuyu şöyle açıklıyor:
İman, duayı bir vesile-i kat’iye olarak iktiza ettiği vefıtrat-ı insaniye, onu şiddetle istediği gibi Cenab-ı Hak dahi “Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?” mealinde قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ ferman ediyor. Hem اُدْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ “Bana duâ edin, size cevap vereyim .” [Mü’min Sûresi] emrediyor.
Eğer desen: “Birçok defa dua ediyoruz, kabul olmuyor. Halbuki âyet umumîdir, her duaya cevap var ifade ediyor.”
Elcevap: Cevap vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır. Her dua için cevap vermek var; fakat kabul etmek, hem ayn-ı matlubu vermek Cenab-ı Hakk’ın hikmetine tabidir. Mesela, hasta bir çocuk çağırır: “Yâ Hekim! Bana bak.” Hekim: “Lebbeyk” der, “Ne istersin?” cevap verir. Çocuk: “Şu ilacı ver bana” der. Hekim ise ya aynen istediğini verir, yahut onun maslahatına binaen ondan daha iyisini verir, yahut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez. İşte Cenab-ı Hak, Hakîm-i Mutlak hazır nâzır olduğu için abdin duasına cevap verir. Vahşet ve kimsesizlik dehşetini, huzuruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir. Fakat insanın heva-perestane ve heveskârane tahakkümüyle değil, belki hikmet-i Rabbaniyenin iktizasıyla ya matlubunu veya daha evlâsını verir veya hiç vermez.

Demek dua, bir sırr-ı ubudiyettir. Ubudiyet ise hâlisen livechillah olmalı. Yalnız aczini izhar edip dua ile ona iltica etmeli. Rububiyetine karışmamalı. Tedbiri ona bırakmalı. Hikmetine itimat etmeli. Rahmetini ittiham etmemeli.
[Sözler]

Bazı Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
Allahü teâlâ, duanızı kabul eder. Dua ettim, hâlâ duam kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allah’tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.[Buhari]

Sıkıntılı iken duasının kabul edilmesini isteyen kimse, refahta iken çok dua etsin! [Tirmizi]


Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir. [Deylemi]


Duasının kabul olmasını isteyen, darda kalanı ferahlandırsın! [İbni Ebiddünya]

Bismillahirrahmanirrahim

Canımızdan çok sevdiğimiz medresemizin internet sitesini kurmak nasip oldu, bu durumun şükründen aciziz… Peki neden bu site kuruldu? diye soracak olursanız, Kitap Ayracı Hakikat Dergimizin eski içeriklerine ulaşmak isteyen kardeşlerimizin taleplerinden dolayı, içeriklerimizi hem blog hem de pdf dosyası olarak paylaşmayı ümit ediyoruz.
Hepimize hayırlı olsun, Rabbim muvaffak eylesin inşaallah…
Selam ve dua ile…