
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ اَجْمَعٖينَ
KADİR GECESİNİN FAZİLETİ
Bu geceye kadir denilmesinin sebebi onun şeref ve kıymetinden dolayıdır. Çünkü Kur’an-ı Kerim bu gece inmeye başlamıştır.
Ramazanı şerif Kur’an-ı Kerim de ismi geçen tek aydır, ve yine kadir geceside Kur’an-ı Kerim de ismi geçen tek gecedir. Allah’ın bu geceye verdiği kıymet o kadar büyüktür ki, bu geceyle alakalı bir sure indirmesinden de bunu anlıyoruz.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ ﴿١﴾ وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ ﴿٢﴾ لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ ﴿٣﴾ تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ ﴿٤﴾ سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ ﴿٥
Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. ﴾1﴿
Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! ﴾2﴿
Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. ﴾3﴿
Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. ﴾4﴿
O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir. ﴾5﴿
Kadir suresinin nazil olmasıyla alakalı bazı rivayetler var. Bir rivayette efendimiz (sav) sahabilere İsrail oğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay boyunca silahlı olarak cihad ettiğini anlatmıştı, sababiler de bunu duyunca şaşırdılar ve kendi amellerini az gördüler. Bunun üzerine kadir suresi indirildi.
Başka bir rivayette de efendimiz (sav) İsrail oğullarından 4 kişinin 80 sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlattı ve sahabiler bunu hayretle karşıladı. Cebrail (a.s) geldi “Ya Muhammed ümmetin, o bir kaç kişinin 80 sene ibadetinde hayrete düştüler, Allah sana ondan hayırlısın indirmiştir. “ diyip kadir suresini okudu ve bu senin ve ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır buyurdu.
Diğer bir rivayette Resulullah’a bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi ümmetinin ömrünü kısa görünce, ömrü uzun olan ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah da Habibine, bu üzüntüsüne mukabil Kadir Gecesini vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı kıldı.
Rabbimiz başka bir ayette şöyle buyuruyor;
Ramazan ayı öyle bir aydır ki, insanlara doğruyu bildiren doğruluğa ait apaçık delillerden ibaret olan hakla batılı ayırt eden Kur’ân bu ayda indirildi.
(Bakara suresi 185)
Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.
(Duhân suresi 2)
Berat kandilinde Kur’an’ı kerim levh-i mahfuzdan dünya semasına toptan indiriliyor. Kadir gecesinde de artık yavaş yavaş dünyaya indirilmeye başlıyor.
Bu geceye Kadir Gecesi denilmesi şeref ve kıymetinden dolayıdır. Çünkü:
a) Kur’ân-ı Kerim bu gecede inmeye başlamıştır.
b) Bu gecedeki ibadet, içerisinde Kadir Gecesi bulunmayan bin ayda yapılan ibadetten daha faziletlidir.
c) Gelecek bir seneye kadar cereyan edecek olan her türlü hadiseler Allah Teâlâ’nın ezelî kaza ve takdiri ile ilgili meleklere bu gece bildirilir (Tecrîdi Sarih Tercemesi, VI, 312).
d) Bu gecede yeryüzüne Cebrail ve çok sayıda melek iner.
e) Bu gece tanyerinin ağarmasına kadar esenliktir, her türlü kötülükten uzaktır. Yeryüzüne inen melekler uğradıkları her mü’mine selam verirler.
Hadis-i Şerif’te şöyle buyuruluyor:
“Kim Kadir Gecesini, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah’tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Kadir, 1).
“Bu ayda öyle bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecenin hayrından mahrum kalan, bin ayın hayrından mahrum kalmış gibidir.” (Nesâî, Sıyâm, 5.)
Ramazanın sıyamı, dünyada âhiret için ziraat ve ticaret etmeye gelen nev-i insanın kazancına baktığı cihetteki çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:
Ramazan-ı şerifte sevab-ı a’mal, bire bindir. Kur’an-ı Hakîm’in nass-ı hadîs ile her bir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i cennet getirir. Ramazan-ı şerifte her bir harfin, on değil bin ve Âyetü’l-Kürsî gibi âyetlerin her bir harfi binler ve ramazan-ı şerifin cumalarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadirde otuz bin hasene sayılır.
Evet, her bir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur’an-ı Hakîm, öyle bir nurani şecere-i tûba hükmüne geçiyor ki milyonlarla o bâki meyveleri, ramazan-ı şerifte mü’minlere kazandırır.
Mektubat
Bu dünya mü’min için bir tarla hükmünde, dünya ahiretin tarlasıdır. Burada ekip biçtiklerimizin mahsulünü ahirette alacağız. Hepimiz cennette ebedî saadet içinde yaşamak istiyoruz. Peygamber efendimiz (sav) ile görüşmek, Allah’ın cemalini görmek.. İşte bunları kazanmak için çalışıyoruz. Peki bize verilen ömür de ebedî saadeti kazanacak şeyleri yapıyor muyuz? Maalesef hayır..
Çok cüz’i bir amelimiz var. Allah’ın sonsuz rahmeti olmazsa biz bu ameller ile zaten kazanamayız.
Allah bize sonsuz rahmeti ve keremi ile bazı vakitler veriyor sonsuzu kazandıran. Bu vakitlerde az ameli çok sayıyor. Bizi affetmek ve cennetine almak istiyor. Rabbimiz bizim cennete girmemizi bizden daha çok istiyor.
Sonsuz cömertliği ile zaten normal vakitler de bire on veriyor, ihlasa göre bu rakam yükseliyor tabi. Ve bazı vakitleri bize bir fırsat olarak sunuyor;
Mesela üç aylarda bire yüz veriyor. Ramazanda bire binler veriyor. Kadir Gecesinde ise sonsuz keremiyle Kur’an’ın her harfi için tam otuz bin sevap yazıyor, bir harf okuyorsun bunu otuz bin ile çarpıyor. Diğer amelleri de böyle düşünelim.
Bize verilen bu ömrün tamamını bile ibadet ile geçirsek yine de sonsuz hayatın karşılığı olmuyor. E bir de bunun yanında günahlarımız var. Yine de Allah bize sonsuz rahmeti ile bu güzel ayları, geceleri vererek bizim sonsuzu kazanmamıza istiyor.
Evet bir tek ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir.
Leyle-i Kadir ise nass-ı Kur’an ile bin aydan daha hayırlı olduğu bu sırra bir hüccet-i kātıadır.
Mektubat
Ramazan kendi başına seksen sene bir ömür semeratını kazandırıyor. Kadir gecesi ise tek başına bunu kazandırıyor. Biz kadir gecesini hakkıyla idrak edersek, bir Ramazan da iki farklı ömrü, sevapla kazanmış oluyoruz.
Diyelim ki kadir gecesini yakaladık, ve o günü sabaha kadar ibadetle ve taatle geçirdik.Bu gece Kadir gecesi olduğuna kanaat getirdik, ama şu demek değildir, kadir gecesini sabaha kadar ibadetle geçireyim sonra bütün sene kafama göre yaşayayım. Yani kadir gecesinin bereketinden, feyzinden, faydalanmak için bizim zaten bütün vakitlerimizi Allah’ın rızası dairesinde geçirmeye çalışan kullar olmamız gerekiyor. Bunlar inanan kullar için Allah’ın onlara sunduğu bir fırsat. Ben bütün vaktimi günahla geçireyim bir kadir gecesini sabahlayayım bağışlanayım, nasıl olsa kadir gecesinde bütün günahlar bağışlanıyor diye düşünemeyiz.
PEKİ BU GECEYİ NASIL GEÇİRMELİYİZ?
Süfyan-ı Sevrî: “Kadir Gecesi dua ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir. Kur’ân okuyup sonra dua etmek daha güzeldir.” (Tecrid-i Sarih Tercemesi, VI, 313) demiştir.
Hz. Aişe validemiz demiştir ki; Rasûlüllah (s.a.s)’e:
“- Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” diye sordum. Rasûlüllah (s.a.s):
“- Allahümme inneke afüvvün tühıbbü’l-afve fa’fu annî: Allah’ım sen çok affedicisin, affi seversin, beni affet.” diye dua et, buyurdu (Tecrîd-i Sarih Tercemesi, VI, 314).
Bu gecenin öyle bir anı vardır ki o anda yapılan ibadet ve dualar mutlaka makbul olur. Bu önemli anı yakalamak için gecenin bütününü tevbe ve istiğfar ile geçirmek gerekir. Bu da kişinin imanını tazeler.
Bütün bu anlattıklarımız bir yana, bizim bu geceye değer vermemize bu gecenin kadrini bilmemize tek bir sebep Rabbimiz’in bu geceye değer vermesi. Yani Allah-u teâlâ bizzat ayetinde bu geceye değer verdiğini, bu gecenin bin aydan hayırlı olduğunu buyuruyor. Allah’ın bu geceye kıymet vermesi bizim bu geceye kıymet vermemiz için yeterli bir sebep. Allah bu geceye değer vermiş. Bu geceyi diğer gecelerden üstün kılmış. O yüzden biz de hem lisan-ı halimizle hem lisan-ı kalimizle diyeceğiz ki, “Allah’ım Senin değer verdiğin geceye biz de elbette sen değer verdiğin için değer vereceğiz. Gerekirse bu gece bir çok şeyden feragat edeceğiz. Nefsani şeylerden uzaklaşıp meleki bir vaziyette sadece ibadet ve taat ile uyanık bir halde geçireceğiz.”
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
