Cenneti Hayal Edebiliyor musun?

Elhamdülillahirabbil Alemin Ve’s-Salatü ve’s-selâmu alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmain”

Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe’l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve, El-hayye’l-kayyûmü ve etûbü ileyhi. Ve nes-elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ, innehû, hüve’t-tevvâbü’r-rahîm. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ

Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed.

Cenneti konuşalım. Onun güzelliğini..

Kur’an’ı Kerim’de çok fazla cennet ayetleri vardır. 

Neden cennetten konuşuyoruz?

Allah, Kur’an’ı Kerim’de cennetten çok bahsetmiştir. İnsanı gayrete ve şevke getiriyor. İnsanı doğru yaşamaya sevk ediyor. İnsan, cenneti düşününce teselli buluyor. 

Birkaç ayet meali okuyalım:

Kehf Suresi – 107 . Ayet:

İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara gelince, onlar için de konak olarak firdevs cennetleri vardır.

Bakara Suresi – 25 . Ayet:

İman eden ve iyi işler yapanlara, kendileri için zemininden ırmaklar akan cennetler bulunduğu müjdesini ver. Onlara cennetteki meyvelerden biri rızık olarak her sunulduğunda, “Bu daha önce de bize rızık olarak verilendir” derler. O kendilerine, benzer şekilde verilmiştir. Ayrıca orada kendileri için tertemiz eşler de vardır ve orada onlar sonsuza kadar kalıcıdırlar.

Zuhruf Suresi 7. Ayet:

 Orada altın tepsiler ve bardaklar cennetliklerin çevrelerinde dolaştırılacaktır. Orada canların istediği, gözlerin zevk aldığı her şey vardır ve siz orada sonsuza kadar kalıcısınız.

Sahabelerden biri, birgün diğer sahabelere “Gelin , 1 saat iman edelim” diyor. Sahabeler de bunu Peygamber efendimiz sav’e söylüyorlar. Peygamber efendimiz sav ‘de “O, sizi çok güzel birşeye davet etmiştir” diyor. Oradaki kasıt; “Gelin 1 saat iman hakikatlerini konuşalım.” Tam da bizim yapmaya çalıştığımız şey.. iman hakikatlerini anlamak.

Evet, cennet bütün lezaiz-i maneviyeye medar olduğu gibi bütün lezaiz-i cismaniyeye de medardır. 

(Sözler  – Risale-i Nur)

Cennet, bütün manevî lezzetlerin kaynağı olduğu gibi, bütün cismani lezzetlerinde kaynağıdır. İnsan, bazen cenneti ruhani zevklerden ibaret sanıyor ama öyle değil. Ayetlerde bahsedilen yiyecekler, içecekler hep cismani lezzetlerdir. 

Bizim bedenimiz burada toprak olup çürüyecek peki cennette nasıl olacak diye düşünürsek. Allah orada ayrı bir beden elbisesi verecek. Allah, bütün duyularımızı tatmin edecek. 

اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ اَحَبَّ

“Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhari, Edeb: 96; Müslim, Birr: 165; Tirmizi, Zühd: 50, Daavât: 98; Dârimî, Rikak: 71; Müsned, 1:392, 3:104, 110, 159, 165, 167, 168, 172)

(Sözler  – Risale-i Nur)

Sen Allah Resulü’nü seviyorsan cennette onunla olacaksın. 

“Dost, dostuyla beraber cennette bulunacaktır.” Halbuki basit bir bedevî, bir dakikada sohbet-i Nebeviyede lillah için bir muhabbet peyda eder; o muhabbetle, cennette Peygamber aleyhissalâtü vesselâmın yanında bulunması lâzım gelir. Halbuki gayr-ı mütenahî feyze mazhar Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın feyzi, bir basit bedevî feyziyle nasıl birleşir? 

Elcevap: Bir temsil ile şu ulvi hakikate şöyle bir işaret ederiz ki mesela, gayet güzel ve şaşaalı bir bağda muhteşem bir zat gayet büyük bir ziyafet, gayet müzeyyen bir seyrangâh öyle bir surette ihzar etmiş ki: Kuvve-i zaikanın hissedecek bütün lezaiz-i mat’umatı câmi’, kuvve-i bâsıranın hoşuna gidecek bütün mehasini şâmil, kuvve-i hayaliyeyi keyiflendirecek bütün garaibi müştemil ve hâkeza… Bütün havass-ı zahire ve bâtınayı okşayacak ve memnun edecek her şeyi içine koymuştur.

Şimdi iki dost var. Beraber o ziyafete giderler. Bir locada, bir sofrada oturuyorlar. Fakat birisinin kuvve-i zaikası pek az olduğundan cüz’î zevk alır. Gözü de az görüyor. Kuvve-i şâmmesi yok. Sanayi-i garibeden anlamaz. Hârika şeyleri bilmez. O nüzhetgâhın, binden ve belki milyondan birisini, kabiliyeti nisbetinde ancak zevk ederek istifade eder. Diğeri ise bütün zahirî ve bâtınî duyguları, akıl ve kalp ve his ve latîfeleri, o derece mükemmel ve o mertebe inkişaf etmiştir ki o seyrangâhtaki bütün incelikleri, güzellikleri ve letaifi ve garaibi ayrı ayrı hissedip zevk ederek, ayrı ayrı lezzet aldığı halde o dost ile omuz omuzadır. 

(Sözler – Risale-i Nur)

Aynı sofrada oturduklarını düşünelim. İkisi de ayrı ayrı zevk alıyorlar. Çünkü ikisinin istidadı farklı lezzet alıyor. İşte cennette de bu şekilde beraber bulunacak ama herkes kendi kazancına göre lezzet alacak. 

Herkesin kulluğu bir değil. Ama bu dünyada sevdiğimiz insanlarla görüşmesek bu bizim için üzücü olur. Cennet üzüntü yeri olmadığı için görüşmelere de engel değil. 

Madem bu karmakarışık, elemli ve daracık şu dünyada böyle oluyor. En küçük ile en büyük beraber iken, serâdan süreyyaya kadar fark oluyor. Elbette dâr-ı saadet ve ebediyet olan cennette bi’t-tarîkı’l-evlâ dost, dostu ile beraber iken her birisi istidadına göre sofra-i Rahmanu’r-Rahîm’den, istidatları derecesinde hisselerini alırlar. Bulundukları cennetler ayrı ayrı da olsa beraber bulunmalarına mani olmaz. Çünkü cennetin sekiz tabakası birbirinden yüksek oldukları halde, umumun damı arş-ı a’zamdır. 

   Nasıl ki mahrutî bir dağın etrafında, birbiri içinde, birbirinden yüksek, kaidesinden zirvesine kadar surlu daireler bulunsa; o daireler birbirinin üstündedir fakat birbirinin güneş görmelerine mani ol maz, birbirinden geçebilir, birbirine bakar. Öyle de cennetler de buna yakın bir tarz ile olduğu, ehadîsin mütenevvi rivayatı işaret ediyor.

(Sözler  – Risale-i Nur)

Şuan ki dünya hayatımız da ülfet var. Cennette sıkılmak yok.

Dünya imtihan, cennet mükafat yurdudur. Cennette ibadet olmayacak ama Marifetullah devam edecek. 

Bu dünyaya baktığımız da yaratılan herşey insana hizmet ediyor. Rızıklar, güneş, bulutlar … İnsan olarak hem müslümanlara hem kâfirlere, cennette ise herşey sadece Müslümanlara hizmetkâr olacak. 

 Bakara Suresi 25. Ayet: İman eden ve iyi işler yapanlara, kendileri için zemininden ırmaklar akan cennetler bulunduğu müjdesini ver. Onlara cennetteki meyvelerden biri rızık olarak her sunulduğunda, “Bu daha önce de bize rızık olarak verilendir” derler. O kendilerine, benzer şekilde verilmiştir. Ayrıca orada kendileri için tertemiz eşler de vardır ve orada onlar sonsuza kadar kalıcıdırlar.

A’râf Suresi 43. Ayet: (Cennette) onların altından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız. Ve onlar derler ki: “Bizi bu nimete kavuşturan Allah’a hamdolsun! Allah bize bahşetmeseydi biz kendiliğimizden elde edemezdik. Hakikaten rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.” Onlara, “İşte size cennet. Yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık o sizin oldu” diye seslenilir.

Tevbe Suresi 72. Ayet: Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara içinde ebedî olarak kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve adn cennetlerinde güzel meskenler vaad etmiştir. Allah’ın rızâsı ise hepsinden büyüktür, işte büyük bahtiyarlık da odur.

Dünyadaki asıl gayemiz Allah’ın rızası olmalı, zaten cennette onun ihsanıdır.

Cennete girecek kişilerin özellikleri ise;

Ra’d Suresi 20-21-22-23-24 Ayetler:

Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getirirler, yeminlerini asla bozmazlar.

 Onlar Allah’ın, korunmasını emrettiği bağı koruyan, rablerine saygıda kusur etmeyen, hesabın kötü sonuç vermesinden korkan kimselerdir.

Ve onlar rablerinin rızasını elde etmek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli açık harcayan, kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte dünya hayatının güzel sonu (cennet) sadece onlarındır.

O güzel son, babalarından, eşlerinden ve çocuklarından lâyık olanlarla birlikte girecekleri adn cennetleridir; melekler de “Sabretmenize karşılık elde ettiğiniz esenlik daim olsun! Dünya yurdunun ardından ulaştığınız sonuç ne güzel oldu!” diyerek her kapıdan onların yanına girerler.

Nahl Suresi 31. Ayet: Girecekleri yer, zemininden ırmaklar akan adn cennetleridir; orada diledikleri her şeye sahip olacaklar. Takvâ sahiplerini Allah böyle ödüllendirecektir.

Muhammed Suresi 15. Ayet: Rabbine itaatsizlikten sakınanlara vaad edilen cennetin temsili şudur: İçinde doğal nitelikleri bozulmamış su ırmakları, tadı bozulmamış süt ırmakları, içenlere lezzet veren şarap ırmakları, süzülmüş bal ırmakları bulunan bir bahçedir. Onlar için ayrıca orada her meyveden mevcuttur, üstelik rablerinden bir de bağışlama lütfu. Şimdi bunlar, ateşte devamlı kalan, bağırsaklarını parçalayan kaynar su içirilen kimseler gibi olur mu hiç?

Sabahalerin cennet ile ilgili bir sorusu; 

Büreyde (ra) Bir adam Resulullah (s.a.s)’a: “Cennette at var mı?” diye sordu. Aleyhissalatu vesselam da:

“Allah Teala Hazretleri seni cennete koyduğu takdirde, kızıl yakuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, o seni istediğin her yere uçuracaktır.”

buyurdular. Bunun üzerine diğer biri de: “Cennette deve var mı?” diye sordu. Ama buna Aleyhissalatu vesselam öncekine söylediği gibi söylemedi. Şöyle buyurdular:

“Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.” (Tirmizi, Cennet 11)

Gelelim cennetin en büyük nimeti olan Allah’ın cemalini seyretmeye..

Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun ve nereye sevk olunuyorsun? Otuz İkinci Söz’ün âhirinde denildiği gibi: Dünyanın bin sene mesudane hayatı, bir saat hayatına mukabil gelmeyen cennet hayatının ve o cennet hayatının dahi bin senesi, bir saat rü’yet-i cemaline mukabil gelmeyen bir Cemil-i Zülcelal’in daire-i rahmetine ve mertebe-i huzuruna gidiyorsun.

(Mektubat – Risale-i Nur)

Rabbim inşallah bizlere nasip etsin. Bu dünyada az bir zaman sabretmemize ve itaat etmemize karşılık ebedi bir alem var. Biz burada cennetimizi inşa ediyoruz. 

Ne mutlu sizlere ki hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti, rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakkat bitti; ücret almaya gidiyorsunuz. 

(Mektubat – Risale-i Nur)

En son bir ayet ve Hadisi Şerif ile bitirelim.

Sâd Suresi 49-50. Ayetler:  Bu bir hatırlatmadır. Kuşkusuz Allah’a itaatsizlikten sakınanlara çok güzel bir gelecek, kapıları kendilerine ardına kadar açılacak adn cennetleri vardır. 

Kim korkarsa akşam karanlığında yol alır. Kim akşam karanlığında yol alırsa hedefine varır. Haberiniz olsun Allah’ın malı pahalıdır, haberiniz olsun Allah’ın malı cennettir. (Tirmizî, Kıyâmet, 19)

سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 

وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

Yorum bırakın