
Elhamdülillahi Rabbil Alemîn..
Vesselâtu vesselamu alâ Resûlina Muhammedin ve alâ âlîhî ve sahbihî ecmaîn!
Rabbişrahlî sadrî. ve yessir lî emrî. vahlül ugdeten min lisânî. yefgahû kavlî.
Müjdeler olsun ki çok müjdelerle gelen Ramazan-ı Şerif ayının yine çok müjdeli gecelerini yaşıyoruz.
Rabbimiz inşallah bu gece Ramazan’ın hürmetini koruyan ve bu geceyi hürmetle karşılayan kullarını baş tacı yapacak ve bir hadis-i şerifte “Kim Kadir gecesini, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah`tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır” (Buhârî, Kadir, 1) buyurulan sırra mazhar olmak niyetiyle Leyle-i Kadir müjdesini anlamaya çalışalım inşaallah.
Bu gece Kur’an-ı Kerim’in indiğini biliyoruz.
Ahir zamandayız her tarafta günahlar var ve adeta insanın günah-sevap dengesinde, dengelerin altüst olduğu ve günahların ağır basıp da tam kaybetmekte olduğumuz bir anda Cenab-ı Hak bizlere Rahmetiyle sanki can kurtaran simidini yetiştiriyor. Bizi o halden kurtarmak için Rahmeti ile bize bir gecede bin aylık ibadet sevabı ihsan ediyor. Affedilme müjdesiyle bizi kurtarmak istiyor. Bu geceye çok ihtiyacımız var.
Bu gece Rabbimizin sınırları kaldırması sebebiyle Rabbimize en yakın olan, O’na (c.c) en sevgili olan kullardan biri olabiliriz. Bu gece herkes Allah’ın sevgili bir kulu olma imkanına sahiptir.
Cenab-ı Hakk’ın saltanatını ilan ettiği Kur’an-ı Azimüşşan’ını şu kainatın tahtına oturttuğu, Kur’an-ı azimüşşan’ı arş a indirdiği bu gece Allah katında o kadar kıymetli ki, bütün kanunları ve kuralları Cenab-ı Hak bu gece alt-üst ediyor. Zaten Kadir (kadr) kelimesi “hüküm, şeref, güç, yücelik” manalarına geliyor. Bu gece Rabbimiz sınırları kaldırıyor bu yüzden en âmi kullar olan bizler bile Cenab-ı Hakk’ın iltifatına ve affına mazhar olabiliriz. Adeta padişah için özel olan bir günde kendisi sevindiği için herkesi sevindirmek isteyeceğinden, mahkumları azat eder, ‘siz de sevinin’ der. Padişahın bütün halkını memnun etmek, onlara ikram etmek isteyeceği gibi Rabbimiz de bizlere ikram etmek, bizleri affetmek ister.
Kadir gecesi Allah’ın itibar ettiği bir gecedir. Bu geceye kıymet vermemek, Cenab-ı Hakk’ın bizzat kıymet verdiği bir geceyi hâşa önemsiz görmek gibi oluyor. Hem bu geceye Allah’ın (c.c.) değil bizim ihtiyacımız var. Affedilmek için çok büyük bir fırsat ve bu fırsatı bilerek kaçırmak, bu fitne asrında sanki affedilmeye ve bin aylık ibadet sevabına ihtiyacımız yokmuş gibi mağrurane bir hareket olur. Bu geceye kayıtsız kalmamalıyız.
Nitekim bu konuyla ilgili bir Hâdis-i Şerifte:
“Cebrail (as): ‘Ramazana eriştiği halde bir insan, buna Ramazanın feyzinden, bereketinden istifade edememiş, Ramazan gelmiş geçmiş de hâlâ Allah’ın mağfiret ettiği bir kul olamamışsa, Allah’ın affını, mağfiretini kazanamamışsa; yazıklar olsun o kula!.. Burnu yerde sürtsün!’ diye dua etti. Ben de ona amin dedim.”
(bk. Buharî, el-edebu’l-müfred- 1419/1998, Riyad- 1/338; Taberanî-evsat- h. no: 8994; Bezzar, h. no: 1405; Mecmau’z-zevaid, 10/164)
Bu gece kendimizi affettirmek için en büyük fırsat. Efendimiz Aleyhisselam :
“Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son on günü içinde arayınız!” (Buhârî, Leyletü’l-kadr 3; Müslim, Sıyâm 219. Ayrıca bk. Tirmizî, Savm 72)
buyuruyor bazı alimlerin rivayetleriyle 27.Gece olma ihtimali yüksek. Fakat velev ki bu gece olmasa bile Risale-i Nur’da geçen çok güzel bir kısım var;
Yarın gece Leyle-i Kadir olmak ihtimali çok kuvvetli olmasından bir kısım müçtehidler o geceye Leyle-i Kadri tahsis etmişler. Hakiki olmasa da madem ümmet o geceye o nazarla bakıyor, inşâallah hakiki hükmünde kabule mazhar olur.
Şualar
Üstadın dediği gibi ümmetin bu geceye teveccüh etmesinden ibadetlerimiz inşallah Leyle- Kadir gibi kabule karîn olur. Rabbimiz kullarının zannını, ümidini inşallah geri çevirmez ve bu gece de bir Leyle-i Kadir hükmünde olur.
Biz dünyaya kazanmaya geldik. Kaybetme ihtimalini düşünme şansımız bile yok. Ya bu deveyi güdeceğiz ya bu deveyi güdeceğiz. Öyleyse ya kazanacağız ya kazanacağız. Sadece bir gece kaçırdığımız bütün fırsatları tekrar kurtaracak. Kur’an’ın ifadesiyle 1000 aydan hayırlı bir gece. Öyleyse bu gece kendimizi affettirmek için ısrarla ve şiddetle tövbeye yapışacağız.
Bu gecenin kıymetini kendi akıbetinin endişesine düşenler bilir. Rabbimizin bizlere sonsuz rahmetini sunduğu bugünde O’nun (c.c.) rahmetinden elimizden geldiğince istifade edelim.
Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Allah Teala Hazretleri diyor ki: Ben, kulumun benim hakkımda yaptığı zanna göreyim. O, beni zikretti mi onunla beraberim. Eğer o beni nefsinde zikrederse ben de onu onunkinden daha hayırlı bir cemaat içerisinde zikrederim. O bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zira yaklaşırım, o bana bir zira’ yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim.”
[Buhari, Tevhid 50; Müslim, Zikr 2, (2675); Tirmizi, Da’avat 142, (3598)]
Rabbimizin bize koşarak gelmesini, bizi rahmet havuzunda yıkamasını kim istemez? Kim inad ederse hadsiz hasarete düşer. Bizlerin meftun olduğu haram ve günah lezzetlerinden sıyrılmak için bu gece büyük bir kâr. Eninde sonunda bu dünyadan çıkacağız, elimizde sermayemiz yok ve müptelası olduğumuz zevkler ise;
Ey nefsim, meftun olduğun o zevkleri hiçe indirirler.
Emirdağ Lahikası
Kadir gecesinin bizlere armağan edilmesinin temelde diğer ümmetlerin ömürlerinin Efendimiz aleyhisselam’ın ümmetine kıyasen daha uzun olduğu ve daha önceki ümmetlerden bin sene cihad eden insanları düşününce bizim ömrümüzün kısalığı, az ibadet edişimiz üzerine Rabbimiz bizlere Kadir gecesini ihsan ediyor.
bk: (el-Muvaṭṭaʾ, “İʿtikâf”, 15)
Kur’ân-ı Kerim’de bu gecenin faziletini anlatan bir sure var ve bu surenin adı hepimizin bildiği Kadir Suresi. Bu surede yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ فٖى لَيْلَةِ الْقَدْرِۚ ﴿١﴾ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِۜ ﴿٢﴾ لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍۜ ﴿٣﴾ تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ فٖيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۚ مِنْ كُلِّ اَمْرٍۙۛ ﴿٤﴾ سَلَامٌ۠ۛ هِىَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Bilir misin nedir Kadir gecesi? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. O gece melekler ve ruh, Rablerinin izniyle her bir iş için iner dururlar. O gece tan yeri ağarıncaya kadar esenlik doludur. (Kadir Sûresi)
Diğer bir rivayette:
Bir kere Rasûlüllah (s.a.s) Ashab-ı Kirâma İsrailoğullarından birinin, silahını kuşanarak Allah yolunda bin sene cihad ettiğini bildirmişti. Ashabın buna hayret etmeleri üzerine Cenabı Hak bu Kadir sûresini indirmiştir (Tecrîd-Sarîh Tercemesi, VI, 313).
söylenmiştir.
Bu geceye Kadir gecesi denilmesi şeref ve kıymetinden dolayıdır. Çünkü:
1) Kur’ân-ı Kerim bu gecede inmeye başlamıştır.
2) Bu gecede yapılan ibadet, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin ayda yapılan ibadetten daha faziletlidir.
3) Gelecek bir seneye kadar cereyan edecek olan her türlü hadiseler Allah Teâlâ’nın ezelî kaza ve takdiri ile ilgili meleklere bu gece bildirilir (Tecrîdi Sarih Tercemesi, VI, 312).
4) Bu gecede yeryüzüne Cebrail ve çok sayıda melek iner.
5) Bu gece tan yerinin ağarmasına kadar esenliktir, her türlü kötülükten uzaktır. Yeryüzüne inen melekler uğradıkları her mü’mine selam verirler.
Bu geceki fırsatı daha iyi anlamak için Risale-i Nur’dan şu kısmı okuyalım:
Ramazan-ı şerifte sevab-ı a’mal, bire bindir. Kur’an-ı Hakîm’in nass-ı hadîs ile her bir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i cennet getirir. Ramazan-ı şerifte her bir harfin, on değil bin ve Âyetü’l-Kürsî gibi âyetlerin her bir harfi binler ve ramazan-ı şerifin cumalarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadirde otuz bin hasene sayılır.
Evet, her bir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur’an-ı Hakîm, öyle bir nurani şecere-i tûba hükmüne geçiyor ki milyonlarla o bâki meyveleri, ramazan-ı şerifte mü’minlere kazandırır. İşte gel; bu kudsî, ebedî, kârlı ticarete bak, seyret ve düşün ki bu hurufatın kıymetini takdir etmeyenler ne derece hadsiz bir hasarette olduğunu anla!
Mektubat
Bu sayıların çokluğu Rabbimizin bizden ne derece razı olduğunun göstergesidir. Rabbimizin itibar ettiği, kıymet verdiği ve bizi kurtarmak için her türlü imkanı seferber ettiği bir geceye itibar etmemek gibi bir densizliği yapamayız. Bu gecenin kıymetini, kadrini bilmek bizi Allah katında şerefli, kıymetli yapar.
Allah’ın bize verdiği en kıymetli hediyelerden biri affedilme müjdesidir.
Madem Rabbimiz bizi affı ile müjdeliyor o halde neden Kadir Gecesi net değil, neden hangi gün olduğunu kesin olarak bilmiyoruz? diye düşünebiliriz.
Rabbimiz bir takım hikmetlere dayanarak Kadir gecesini ve onun dışında da bazı şeyleri de gizli tutmuştur. Bunlar:
-Cuma günü içerisinde duanın kabul olacağı saat;
-beş vakit içerisinde Salât-ı vusta;
-ilâhî isimler içerisinde İsm-i Azam;
-bütün taatlar ve ibadetler içerisinde rızay-ı ilâhî;
-zaman içerisinde kıyamet ve hayat içerisinde ölümdür.
Bunların gizli tutulmasından maksat mü’minlerin uyanık, dikkatli ve devamlı Allah’a ibadet ve taat içerisinde olmalarını sağlamaktır. Biz Mü’minler bu geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, ibadet ve taatle değerlendirmeliyiz. Üstad hazretleri:
İnsanlarda veli, cumada dakika-i icabe, ramazanda Leyle-i Kadir, esma-i hüsnada ism-i a’zam, ömürde ecel meçhul kaldıkça; sair efrad dahi kıymettar kalır, ehemmiyet verilir. Yirmi sene mübhem bir ömür, nihayeti muayyen bin sene ömre müreccahtır.
Mektubat
diyor.
- Evet bu gecenin kıymeti çok büyük ama zamanımız kısıtlı ve aciziz bütün ibadetleri bir anda yapamayacağız o halde nasıl ihya edeceğiz? Nasıl istifade edeceğiz?
Tabii ki az vakitte çok kazandıran ameller ile yani bir nevi yükte hafif, pahada değerli eşyalar misali şeytan ve nefsin elinden sevapları kaçırmalıyız.
Bir gecede kaçırdığımız tüm zamanları kurtarma, telafi etme imkanı var.
Bu gece uyanık geçirilmeye, fedakarlık gösterilmeye değmez mi? Neden bu gece affedilenlerden olmayalım?
Dünyalık bir hedef için günlerce uyanık kalan insanlar var. Üstelik dünyalık hedeflerin kesin bir sonucu, kazanma ihtimali olmadığı halde uyanık kalanlar takdir edilir. Bizler için müjdelerle dolu kesin bir fırsat var. Hem affedilmek hem Allah’ın rızasını kazanmak hem de 80 senelik ibadet sevabını kazanmak için uyanık olmaya gayret etmeliyiz.
“Kim Kadir gecesini, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah`tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır” (Buhârî, Kadir, 1).
Sırrıyla bizler de inşallah geçirdiğimiz her geceyi Kadir gecesi bilip Allah’a ibadet ve taatla ve tövbe ile geçirip O’na iltica etmeliyiz. Bu gece affedileceğimize ciddi bir şekilde inanarak ve ısrarla af dilemeliyiz.
Kadir gecesini, namaz kılarak, Kur’ân-ı Kerim okuyarak, tevbe, istiğfâr ederek, Kur’an’ı daha iyi anlamak için tefsir okuyarak (Risale-i Nur) ve dua ederek, nefis muhasebesi yaparak değerlendirebiliriz.
Üzerinde namaz borcu olan kardeşlerimizin nafile namazı kılmadan önce hiç değilse beş vakit kaza namazı kılmaları daha faziletlidir. Kaza namazımız yoksa nafile kılabiliriz.
Süfyan-ı Sevrî: “Kadir gecesi dua ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir. Kur’ân okuyup sonra dua etmek daha güzeldir.” (Tecrid-i Sarih Tercemesi, VI, 313) demiştir.
Hz. Aişe validemiz demiştir ki; Rasûlüllah (s.a.s)’e:
“- Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” diye sordum. Rasûlüllah (s.a.s):
“- Allahümme inneke afüvvün tühıbbü’l-afve fa’fu annî: Allah’ım sen çok affedicisin, affi seversin, beni affet.” diye dua et, buyurdu (Tecrîd-i Sarih Tercemesi, VI, 314).
Duada bahsedilen ‘Afüv’ ismi günahları yok eden bir aftır. Rabbimiz sonsuz rahmetiyle günahlarımızı meleklere dahî unutturur. Hatta günahlarımızı ahirette bize bile unutturur. Kadir gecesinin sırrı ‘Afüv’ ismindedir.
Bu gece ümitsizlerin ümidi, çaresizlerin çaresidir bu yüzden affedildiğimize inanarak bu geceden sonra daha çok dikkat etmeye çalışmalıyız. Beyaz bir elbiseyi kirlerden korur gibi günahlardan uzak durmaya gayret etmeliyiz. İşte tüm zamanları kurtarma sırrı buradadır, affedildiğine inanan bir Müslüman daha dikkatli davranmaz mı? Tabii ki bilemeyiz ama tövbe gibi düşünelim, aynı günahlara dönmemek üzere kararlı olmalıyız. Çünkü affedilmiş olma ihtimalimiz var. Allah’ın rahmetine güvenmeliyiz ama şeytanın bizi Allah’ın rahmetiyle kandırmasına izin vermemeliyiz. Ümit ve korku dengesini koruyarak ilerleyelim.
Bu gecenin öyle bir anı vardır ki o anda yapılan ibadet ve dualar mutlaka makbul olur. Bu önemli anı yakalamak için gecenin bütününü tevbe ve istiğfar ile geçirmek gerekir. Bu da kişinin imanını tazeler. Gecenin bütününü ibadetle geçiremeyeceksek bile en azından teravihten sonra bir miktar oturup dua etmeliyiz ama yine de önümüzdeki seneye kalıp kalmayacağımızı bilmiyoruz ve bu fırsat insanın eline her zaman geçmiyor bu yüzden geceyi elimizden geldiğince ihya etmeye çalışalım.
Bu gecenin faziletinden insanlara bahsedelim. Bu gece konuşma gecesi değildir. Gözyaşları ile dua etme gecesidir. Bizlere de dua etmeyi unutmayın. Efendimiz Aleyhisselamın tabiri ile birbirimize günahsız dil ile dua edelim.
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
“Seni tenzih ederiz! Bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur. En kâmil ilim ve hikmet sahibi şüphesiz sensin”
Bakara suresi 32.ayet
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ
Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi saptırma, bize tarafından bir rahmet bağışla. Hiç kuşku yok, lütfu bol olan yalnız sensin.
Âli imrân suresi 8.ayet
