Namazın Hayatımızdaki Yeri

Gün içinde Allah’ı ne kadar aklımıza getiriyoruz?
Soruyu değiştirelim. Yaptığımız işlerde Allah’ı aklımıza getiiriyor muyuz veya kıldığımız namazlarda bile aklımıza ne kadar geliyor?
Huzur-u İlahide olduğumuzun farkına varıyor muyuz?
Bu soruları kendimize sorarak derse başlayalım.
Konumuz 21.Söz. Namaz bahsi.
Birinci Makam

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

“Şüphesiz ki namaz, mü’minler üzerine belli vakitler için farz olarak yazılmıştır.” Nisâ Sûresi, 4:103.

Bir zaman sinnen, cismen, rütbeten büyük bir adam bana dedi: “Namaz iyidir. Fakat hergün, hergün beşer defa kılmak çoktur. Bitmediğinden usanç veriyor.” (Sözler)
Evet namaz iyidir, sonuçta Allah’ın emri. Namaz neden iyi olmasın ki? Hem de cennete gitmemize vasıta ama her gün her gün, hem de beşer defa kılmak… Hele bir de kış mevsimindeysen buz gibi suyla abdest almak zorundaysan, öğrenciysen ve tesettürlüysen, mescid okulunun kuytu bir yerindeyse… Tamam tamam namaz iyidir.
Her gün her gün beşer defa kılmak sence de çok değil mi?

O zâtın o sözünden hayli zaman geçtikten sonra, nefsimi dinledim. İşittim ki, aynı sözleri söylüyor. Ve ona baktım, gördüm ki, tembellik kulağıyla şeytandan aynı dersi alıyor. O vakit anladım: O zat o sözü bütün nefsü’l emmârenin namına söylemiş gibidir veya söylettirilmiştir. O zaman ben dahi dedim: Madem nefsim emmâredir. Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez. Öyle ise nefsimden başlarım. (Sözler)

Madem nefsim kötülüğü emreder, öyleyse kendi nefsimden başlayacağım.

Dedim: Ey nefis!
Ey nefis!
nefis?!
Eee?
Ey nefis neredesin?
Nerede nefis?
Nefis kim?
Dedim ey Ayşe!
Dedim ey Zeynep!
Dedim ey Ali!
Dedim ey Ahmed!
Evet…

Dedim: Ey Ayşe! Cehl-i mürekkep içinde, tembellik döşeğinde, gaflet uykusunda söylediğin şu söze mukabil, Beş ikazı benden işit. (Sözler)
Cehl-i mürekkep ne demek?
Cehl-i mürekkep: Bilmemek ve bilmediğinin farkında olmamaktır. Bilmediğinin bilincine ermedikçe öğrenme imkânı yoktur.
Ey nefsim! hem bilmiyorsun, hem bilmediğini bilmiyorsun, hem de böyle bir sözü söylemeye cürret ediyorsun.
Mesela cehl-i mürekkep’e bir örnek verecek olursak: Örneğin İslam’ın şartlarını biliyoruz. Namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, kelime-i şahadet getirmek, zekat vermek.
Peki ihlaslı olmak ne demek biliyor muyuz?
Uhuvvetin ne olduğunu biliyor muyuz?
Burada üstad beş ikaz sayıyor, biz yalnız beşinci ikazın küçük bir paragrafına değineceğiz inşaAllah.
Ey dünyaperest nefsim! Acaba ibadetteki füturun ve namazdaki kusurun meşâgıl-i dünyeviyenin kesretinden midir veyahut derd-i maişetin meşgalesiyle vakit bulamadığından mıdır? Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki bütün vaktini ona sarf ediyorsun? (Sözler)
Böyle deyince nefsimiz hemen bahane üretiyor. ‘Ama’lar başlıyor. İyi de okulum, iyide çalışmak da ibadet, iyi de eve rızık götüremeyecek miyim, iyi de…
Çalışmanın ibadet olma hususundaki şartı şu;
“Hâlbuki namazda ruhun, kalbin, aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir.
Hem namaz kılanın diğer mubah, dünyevî amelleri, güzel bir niyetle ibadet hükmünü alır.
Bu surette bütün sermaye-i ömrünü âhirete mal edebilir; fani ömrünü bir cihette ibkà eder.”
(Sözler)

Çalışıyorsun çalışıyorsun elde var sıfır.
Bir örgü ördüğümüzü düşünelim, her ilmeğin arasına ip atıyorsun, bu ipi de namaz olarak düşünelim. Dünya ile ahireti aslında bağlıyorsun ve ahirete göndermiş oluyorsun. Eğer namazını terk etsen, bütün çalışmanın sonucu yalnız dünyevi, önemsiz ve bereketsiz bir nafakaya münhasır kalır. (Sözler)
Çalış çabala bırak git. Yanımda götüremeyeceksem neden yapıyorum? Burada çalış orada neticesini gör. Yoksa bütün yaptıkların zayi olur.
Evet namazsızlık ile 10 liralık bir kâr, geçici bir fayda, zahiri bir rahatlık için, 100.000 lira kıymetinde ki bir kârı istememiş ve terk etmiş oluyoruz.
Mesela günde 10 saat çalıştığımız kurumun bize vereceği aylık ücret 5.000 tl olsun, biri bize dese ki gel, şurayı 10 dakika kaz, sana bir tam altın vereceğim. Altın fiyatından haberdarsak bulunduğumuz işi bırakıp koşa koşa gideriz. Çünkü benim bir ay boyunca her günde çalıştığım saat diliminin yalnızca 10 dakikasını benden talep ederek bir aylık kazancımdan daha yüksek bir fiyat teklif ediyor.
Gerekirse uykumdan kısıp yine giderim. Gitmeyen kişiye, akılsız mısın denmez mi?
Namazsızlığın verdiği zararı gördük. Şimdi namazın tüm günümüze nasıl fayda verip, bereketlendirdiğini bir örnekle anlatalım. Namazı su gibi düşünebiliriz. Ya da günümüzü bir su gibi düşünelim. Namazlar da zemzem olsun. Zemzemi suya damlatınca o su da zemzem oluyor. Günümüzü namaz ile mayalıyoruz. Namazımızın nuru ile tüm günümüz aydınlanıyor elhamdülillah.
Evet 5 vakit namazını bırakma ki, arada yaptığın bütün mübah dünyevi amellerin, güzel bir niyetle ibadet hükmüne geçsin.
Mülk umumen Onundur. Sen, hem Onun mülküsün, hem memlûküsün, hem mülkünde çalışıyorsun. (Mektubat) O’nun mülkünde, O’nun memlükü (kölesi) olarak çalışıyorsun, yaratılış amacını unutma, namazını asla bırakma!
Ey Rabbim beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle. Ey Rabbimiz duamızı kabul et. ( İbrahim suresi/40).
El baki hüvel Baki

Namazın Hayatımızdaki Yeri” için 4 yorum

Yorum bırakın