
1) Bir intiba hasselerimizden ne kadar fazlasını alâkadar ederse, hâfıza o nispette emniyetli olur. Bir defa yazmak, birkaç defa okumaya muadildir.
2) Bir intibâ ne kadar fazla tedâî uyandırırsa, o nisbette iyi hıfz ve hatırlama olur. Te- lâhuk-u efkâr neticesinde zihin inkişaf eder.
3) Mahfuzatımız zihnimizin sermayesidir. Hâfızasında sermaye olmayan bir zekâ, faydalı bir halde işleyemez.
4) Anlayarak ve dimâğen hazmederek ezberlemeli.
5) Aynen ezber, lisanda terakki ve inkişaf için faydalıdır.
6) Mealen ezber, muhakeme kabiliyetini inkişaf ettirir.
10) Hafıza fikirlerin tedâî’sine tâbidir. Muhtelif hâdiseler ne kadar muhtelif suret ve tarzlarda düşünülürse, o nispette kolay hıfz olunurlar
11) Hâfıza, alâkaya tâbidir. Hafızaya hâkim olan, alâkadır.
12) Bir şeyi ezberledikten sonra vakit vakit tekrarlar yapmak zarureti vardır.
13) Evvelce idrak edilmiş olan şeylerin zihinde teşekkülü, temsilî muhayyiledir. Hatıraları maziden şimdiye getirir
14) Vücuda getirici muhayyile, zihnin evvelce idrak ettiği şekillerden tamamen ayrı olarak, yeni terkipler husûle getirmek hususundaki kabiliyetidir. Vücuda getirici muhayyilenin âmil ve sebepleri şunlardır:
* Fikrî âmiller.
* Hissî âmiller.
* Gayr-ı şuûrî âmiller.
15) İnsan, sâhip olduğu bilgiler arasında ne kadar fazla tahlil ve terkip ameliyesi yapmışsa, muhayyilesinin vücuda getirici kabiliyeti o derece artar.
16) Zihinde hayâller ne kadar kuvvetli ve çok olursa, muhayyile unsurları o kadar bol ve sağlam demektir. Bunun için, bellenen şeylerin Kur ‘anî hakikatler gibi açık ve sağlam olması, hem hafıza, hem muhayyile için çok faydalıdır.
Dava Adamı Notları – Zübeyir Gündüzalp
