KUR’AN’IN GELECEKTEN HABERLERİ

Kuran, indirildiği günden bu yana her çağda yaşayan her insan grubunun anlayabileceği, kolay ve anlaşılır

bir dile sahiptir. Edebi dilinin mükemmelliği, benzersiz üslup özellikleri ve içerdiği üstün hikmet, bunun en önemli sebeplerindendir. Bunun yanı sıra Kuran’ın Allah’ın sözü olduğunu ispatlayan birçok mucizevi özelliği daha vardır. Kur’an, Allah’ın ilminden geldiği için geçmişe, geleceğe ve şimdiki zamana aynı anda bakar. Bazen olur, geçmişin derinliklerinden bir kıssa ile insanları ibrete sevk eder. Bazen de, gelecekten bir haberle bakışlarımızı ileriye çevirir.
Kur’an’ın gelecekten haber vermesi, onun başlıca i’caz türlerindendir. Ayetlerde geçen bazı tekrarlar ile gelecekte ki bilimden teknolojiden haber vermiştir
“Yedi gök” tabiri 7 kere geçer. “Göklerin yaratılışı (halku semavat)” ifadesi de 7 kere tekrarlanır.
“Gün (yevm)” tekil olarak 365 kere geçerken, çoğul yani “günler (eyyam ve yevmeyn)”kelimeleri 30 defa tekrarlanır. “Ay” kelimesinin tekrar sayısı ise 12’dir.

“Kadın” ve “erkek” kelimelerinin tekrar sayısı da aynıdır: 23
Kadın-erkek kelimelerinin Kuran’da tekrar sayısı olan 23, aynı zamanda insan embriyosunun oluşumunda yumurta ve spermden gelen kromozom sayısıdır. İnsanın kromozom sayısı da anne ve babadan gelen 23’er kromozomun toplanılarak 46’dır.
Cinlerden bir ifrit , “Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi. (Neml Suresi 39. Ayet)
Günümüzde yazı, resim, film gibi her türlü bilginin internet teknolojisiyle birkaç dakika, hatta birkaç saniye içinde çok uzun mesafeler kat etmesi mümkün olmaktadır.

…Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık… (Sebe’ Suresi 12. Ayet)
Erimiş bakırın kullanılması ile, Hz Süleyman döneminde elektrik kullanılan yüksek bir teknolojinin varlığına da işaret ediliyor olabilir. Bilindiği gibi bakır, elektriği ve ısıyı en iyi ileten metallerden biridir ve bu yönüyle elektrik sanayiinin temelini oluşturmaktadır. Dünyada üretilen bakırın önemli bir bölümü elektrik sanayiinde kullanılmaktadır.

Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz her şeyi hakkıyla bileniz. (Enbiya Suresi 81. Ayet) ayetten anlaşıldığı üzere Allah, rüzgarı, Hz. Süleyman’ın emrine vermiş ve çeşitli işlerinde bir araç olarak kullanmasına imkan sağlamıştır. Bu ayetle, Hz. Süleyman döneminde olduğu gibi, gelecekte de rüzgar enerjisinin, teknolojide kullanılacağına işaret ediliyor olması muhtemeldir.

“İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır? Evet bizim onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter. “(Kıyâme Suresi 3- 4. Ayet)
Ayette “parmak uçlarına” dikkat çekilmesi, oralarda mühim sırlar olduğuna işaret etmektedir. Bu sırlardan biri, her insanın parmak izinin kendine has olması, başka hiç bir kimseninkine benzememesidir. Her insana ayrı bir sîma veren ilâhî kudret, her insanın parmak uçlarına da, o şahsa has bir mühür vurmuştur. Bu öyle bir mühürdür ki, bir başkasıyla karışması mümkün değildir. Beşerî bilgi düzeyinde parmak izi ilk defa Sir Edward Henry tarafından 1875 yılında bulunmuş ve kısa süren bir tecrübe devresinden sonra, birçok polis teşkîlatı tarafından kullanılmaya başlamıştır.

Yorum bırakın